Her insan kendine bir deger bicer, atfeder ve vehmeder.
Sonra kendine bictigi bu degere sahit arar.
Bu degere sahitlik edenleri sever.
Bictigi bu degerden bile cok degerli olduguna sahitlik edenlere ise asik olur.
Cektigi acilarin kaynagi budur.
Bu yaziyi okuyan okuyucu yuregine bakarsa dikkatlice ayan beyan gorecektir ki, cektigi en buyuk aci, ona hak ettigi degerin baskalari tarafindan verilmemesi, bu deger iddiasina sahitlik edilmemesidir.
Insanlar yalanci sahit arar dururlar.Bazen bulurlar, en baslarinda sevgi duyarla bazende ask yasadiklarini iddia ederler ve sonunda cayir cayir yanar yurekleri.
Yalanci sahitlik kisa surede biter zira.
Kisinin degeri, anlami kadardir.
Kisinin anlamini onun manasi belirler.
Mana yoksa anlam olmaz.
Kisinin manasi, davasi kadardir.
Kisi ancak davasi kadar mana tasir.
O halde kisi davasini nasil ogrenebilir.
Kisinin davasi ancak derdidir.
Derdin neyse davan odur.
Ya derdini dahi bilmeyen ler?
Adamın biri hastalanıyor. O gün canı, işe gitmek istemiyor. İçinden Allah'a şöyle bir dua edeceği tutuyor: -'Allah'ım, her gün işe gidip 8 uzun saat boyunca evim ve eşimin rahatı için çalışıyorum. Eşim ise sadece oturuyor. Ne olur, bir gün benim yerime geçip, ne kadar zor bir hayat yaşadığımı görmesini sağla.'
Hikâye bu ya, birdenbire adamın dileği yerine geliyor. Ertesi sabah, karısının bedeninde uyanıyor.
§ Hemen yataktan fırlıyor. § Eşinin kahvaltısını hazırlıyor. § Çocuklarını uyandırıyor. § Elbiselerini hazırlıyor. § Onların da kahvaltılarını yaptırıyor. § Beslenme çantalarını hazırlıyor. § Çocukları okula götürüyor. § Eve dönüp, evi toparlıyor. § Yıkanacak bulaşıkları ve çamaşırları hallediyor. § Temizleyiciye götürülecek olanları eline alıp telefon faturasını ödemek § için bankaya gidip sıraya giriyor. Faturayı ödedikten ve temizlikçiye uğradıktan sonra
§ akşam yemeği için alışverişe gidiyor. § Eli kolu dolu bir vaziyette eve dönüyor.
Bu arada öğlen oluyor.
§ Evi süpürmeye başlıyor. § Eşyaların tozunu alıyor. § Mutfağı siliyor. § Çocuklarının okuldan gelince yiyeceği keki pişiriyor. § Eee artık çocukları okuldan alma zamanı da geliyor. § Yolda onlarla sohbet ediyor. § Okulda olanlar konusunda akıl fikir veriyor. § Eve geldiklerinde derslerini kontrol edip, çalışma masalarına oturmalarını § sağlıyor. § Süt ve kek getiriyor. § Bu arada yıkadığı çamaşırları ütülemesi gerekiyor. § Ütü bittiğinde ancak akşam yemeğini hazırlayacak kadar vaktinin kaldığını fark ediyor. § Hemen patatesleri soymaya başlıyor. § Salata malzemelerini yıkıyor. § Pilav için pirinci ıslatıyor. § Etleri çıkartıp, fırın için hazırlıyor. § Kocası eve geldiğinde, onu sofraya tabakları yerleştirirken buluyor. § Akşam yemeğinden sonra, önce eşinin kahvesini pişiriyor. § Masayı topluyor ve bulaşıkları hallediyor. § Eşinin ve çocuklarının ertesi gün giyeceği kıyafetleri kontrol ettikten § sonra çocukları yatırıyor. § Onlara hikâye okuyor. § Televizyon seyretmeye ve biraz da gazete okumaya salona dönüyor ki, eşi onu § yatak odasına çağırıyor. Ne de olsa, adamcağız bütün gün onlar için çalışıp, yoruldu, şimdi rahatlaması ve gevşemesi gerekiyor. Bu da zaten onun görevi.
Ertesi sabah uyandığında hemen Allah'a yalvarmaya başlıyor :
-'Allah'ım özür dilerim. Ben ne dediğimi bilmiyormuşum. Karımın hayatını rahat zannetmekle ne halt ettiğimi şimdi anladım. Lütfen beni eski halime döndür.'
Allah cevap veriyor :
-'Evet, dersini aldığını görüyorum. Her şeyi değiştireceğim ama maalesef 9 ay beklemek zorundasın, çünkü dün gece hamile kaldın.'
Son olarak 25 Mayıs, 2010 tarihinde İdris YAĞMAHAN tarafından güncellendi.