Alacağın Temliki
#1 Haziran 14, 10:05 pm
Alacağın Temliki
ALACACIN TEMLİKİ.
Prof. Dr. Nisim FRANKO ••
1- MEFHUM
Borç münasebetinin taraflan, biri aktif süje digeri pasif süje olmak üzere iki kişiden
ibarettir. Bunlarda, aktif süje alacaklı; pasif süje borçludur. Umumiyetle, alacalc.lı ile
borçlu arasında dogmuş olan hukuki rabıta sona erinceye kadar, degişmezler. Başka bir
tabirle, borç sona erinceye kadar, onu kuran taraflar degişmez. Ancak bu husus, zaruri
degildir. Gerçekten, alacak iktisadi bir kıymet ifade ettigine göre bu alacagın sahibi
bulunan kimsenin (alacaklının) bu alacagını başkasına -devretmesi mümkündür. Bu
durumda, kurulan borç münasebetinde, borçlu aynı kaldı~ halde alacaklı deglşmiş olur. 1 .
Buna mukabil, aynı borç münasebetinde, pasif süje olan borçlunun da degişmesi
mümkündür. Kendisinin ifa etmesi gerekli ivazın başkasına nakli mümkündür. Bu
takdirde, ilk borç münasebetinin pasif süjesi degişmiş olur.
Borç münasebetinde, aktif süje olan, alacaklının degişmesi “alacagın temliki”
müessesesi ile, yine borç münasebetinin “pasif’ süjesinin degişmesi ise, “borcun nakli”
müessesesi ile gerçekleştirilebilir.2 Borçlar Kanunumuz her iki müesseseyi de kabul ve
tanzim etmiştir. Bu derste, borç münasebetinin aktif süjesinin degişmesini intaç eden,
alacagın temliki müessesesini tetkik edecegiz .
• Bu yazı. 1981 senesinde, Doçentlik deneme dersi olarak teklif edilmiş olan mevzuun
genişletilmiş şeklidir .
•• Dokuz EylUl üniversitesi ttBF. Ögretim üyesi.
ITekinay S. S. – Akman S. – Burcuogıu H.-’ Altop A.: Tekinay Borçlar Hukuku – Genel
Hükümler I, 5. bası Istanbul 1985.317; Feyziogıu N. F.: Borçlar Hukuku – Genel Bilgiler
C. II Istanbul 1977.’614; Tunçoma! K.: Türk Borçlar Hukuku i -Genel Hükümer Istanbul
1976, 1074.
2Tekinay – Akrnan – Burcuo!lu – Altop: 1985.317; Saymen F.R – Elbir H. K.: TOrk Borçlar
Hukuku i -Umumi Hükümler Istanbul 1958.358.
178 NlstM FRANKO
Şunu belirtmek gerekir ki, alacagm temliki (ve borcun nakli) Roma Hukukunda
kabul edilmiş degildi.3 Filhakika; bu hukukta borç münasebeti, tarafların şahısları
nazandikkate almarak, tanzim edilmiş oldugundan; borç münasebetinin taraflarının
degişmesi mümkün degildi. Bu itibarla,alacagm temliki de mevzubahis olamazdı.
Bununla beraber; bu Hukukta dahi” alacagm temliki ve borcun nakli, küm halefiyet
hallerinde (mimsta) kabul edilirdi. Bu durumda, murisin bütün borç ve haklan mirasçılara,
ölümle birlikte intikal ederdi. Uzun bir tekfunül neticesinde, cUz’i halefiyet halinde de,
alacagm bir kimseden digerine intikal yolları araştınımış ve bunun için, bizzat vekil
menfaatine verilen vekaıet (procuratio in rem suarn) yolu ile bu ihtiyaç karşılanmak
istenmiştir.4 Borçlar Kanunumuz, modem telakkiyİ kabul ‘ederek, sarih bir şekilde ve
Kanunun 161 ilA 172. maddeleri arasmda, alacagm temlikinLtanzimetmiştir.
Ancak,’burada işaret edilmesi gereken bir nokta vardır: B.K. 162- 172. maddelerinde
tanzim edilmiş olan, alacagm temlikinde, temlik olunan husus taraflar arasmda mevcut
olan borç münasebeti degildir. Bu borç münasebetindeil dogan münferit alacaklardır.
Bundan dolayıdır ki; alacagm temlikine ragmen, alacaklı borç münasebetinden dogan
talepleri, yine kendisi ileri sürebilir.5 Mesela aktin feshini isteyebilir veya fesih ihbarda i
bulunabilir. ‘
LL. ALACA(aN TEMLIKININ ŞARTLARI
Alacak temlikinin şartlarını, şu şekilde tespit etmek mümkündür: Alacagm temliki
bir akit ile yapılır,6 alacagm temlikinde akit şekle baglı bir akinir7, alacagm temlik
edi~ebilmesiiçin bir maniin bulunmaması gerekir.8 Şimdi sırası ile bu şartları görelim:
1) AlacaAın Temlikinin Ak’di Mahiyeti
A. Temlik akdinin vasıfları
a. Akdin tasarrufi vasf.
Borçlar Kanunumuza göre, alacagm teı:riliki için temlik edenle (ilk alacaklı).
temellük eden arasmda (ikinci alacaklı) bir akdin yapılması gerekir.8a Bu akdin
neticesinde, ilk alacaklının mamelekinde mevcut olan alacak. yeni alacaklıya, yani
3yon Tuhr A. (Edege C.): Borçlar Hukuku C. II, ıst~bul 1953. 887; Tunçoma~ K.: 1976.
1074. ‘
4yon Tuhr A.: 1953,887; Saymen F.H. – Elbir H.K.: 1958, 327; Tunçoma~ K.: 1976. 1074.
5TeıclnaY-Akman-Burcuoglu-Altop: 1985, 330; Tunçomag K.: 1976, 1075.
~Teki~ay-Akman-Burcuo~lu-Altop: 1985, 318; Saymen F.H. – Elbir H.K.: 1958, 328;
Tunçoma~ K.: 1976, 1086.
7Tekinay-Akman-Burcuo~lu-Altop: 1985. 320; Saymen F.H. – Elbir’ H.K.: 1958,331;
, Feyzio~lu N. F. Borçlar Hukuku – Genel Hükümler c.lI ıstanbul 1977,635-6;36.
. 8Tekinay-Akman-Burcuoglu-Altop: 1985,323; Saymen F.H. Elbir H.K. 1958, 339;
Feyziogıu N.F.: 1977. 630. ‘
,8aSaymen F.H. – Elbir H.K.: 1958, 328; Tekinay-Akman-Burcuoglu-Altop: 1985, 318;
Tunçomag K.: 1976, 1086; Feyziogıu N.F.: 1977,613.
ALACAÖIN TEMLIKİ 179
temeııük edene geçer. Bu itibarladır ki, bu akdin karakteristik vasfı “ıasarrufi olmasıdır.9
Bundan dolayıdır ki; burada, bir borç doguran akit yoktur, yalnız bir tasarruf muamelesi
vardır. Zira, akitle birlikte, temlik edenin alacagı üzerinde bir degişiklik meydana
gelmekte, alacak ilk alacaklının mamelekinde iken, ikinci alacaklmın mamelekine intikal
eunektedir. Muamele, kendiliginden hak üzerinde ‘tesir icra ettiginden, burada bir “tasarruf
muamelesinden” bahscdilebilmektdir.
Alacagm temlikinde, a1acagın intikali, ne borçlunun bundan haberdar olmasına ne d~
rızasına baglıdır.IO Hatta, borçlu temlike itiraz etse dahi, alacak mücerretakitle intikal
euniş olur.
Alacagın temliki. bir akit neticesinde meydana gelecek oldugundan. tarafların
iradelerinin, bu hususta birleşmesi gerekir. Burada. diger akitlerde oldugu gibi icap ve
kabulün bulunması şarttır. Akit. kabul beyanının temlik eden e vasıl olması- ile meydana
gelir. Ancak, neliceleri, kabul beyanının gönderilmiş oldugu tarihten başlar. Bundan
dolayıdır ki. bu arada temlik edenin alacaklılannın alacak üzerine koymuş olduklan
hacizler ve rehinler muteberdir.
Alacagın temlikinin diger bir Şartı. yalnız haklan. kullanım ehliyelini degil. aynı
zamanda alacak üzerinde tasarruf selahiyelini haiz olmasıdır. i1 Zira. temlik tasarrufi bir
muamele oldugundan, eger temlik eden iflas euniş ise. iflas masasına giren alacaklarda
tasarruf ehliyeti olmadıgından. alacak temlik edilmiş olmaz.
b. Akdin kazandırıcı vasfı
Alacagm temlikinde. alacak temlik edenin mamelekinden çıkıp. temellük edenin
mamelekine girecek oldugundan, bu muamelenin diger bir vasfı da. onun kazandıncı bir
muamele olmasıdır. i2 Her kazandırıcı n;ıuemelenin bir hukuki sebebi olması
gerekeceginden. alacak temlikinin de bir sebebi vardır. Burada. bir borcun irası. kredi
temini veya bagışlama sebebi mevcut olabilir.
c- Akdin mücerret vasfı
Alacagın temlikinde. bu akdi n diger bir vasfı. onun mücerret bir muamele olma
vasfıdır.13 Bu itibarla. temlik akdi iİe temlik olunan alacagı doguran akit. herhangi bir
sebeble muteber olmasa dahi. alacagm temlikinin bizzat kendisi muteberdir. Mesela: satış
akdinden dogan alacagın temliki halinde. bu satış akdi şekil noksanı ile batıl olsa dahi
ondan dogan alacagm temlikine müteallik akitmuteberdir. Şunu belirtelim ki. Federal
9Tekinay-Akman-Burcuoglu-Altop: 1985, Saymen F.H. – Elbir H.K.: 1958. 329, Feyziogıu
N. F.: 1977,624; Tunçomag K. 1976, 1090 .
iÜTekinay-Akman-Burcuoglu-Altop: 1985, 318 mealen; Saymen F.H.- Elbir H.K.: 1958.
328; Tunçomag K. 1976, 1074; Feyziogıu N.F.: 1977, 613.
i ISaymen F.H. – Elbir RK.: 1958,329; Feyziogıu N.F.: 1976, 614; Tunçomag K.: 1976, .
1093.
12Sa~men F.R – Elbir H.K.: 1958.329; Feyziogıu N.F.: 1977•.613.
13Saymen F.H. – Elbir H.K.: 1958,330; Tunçomag K.: i976. 1091; Feyziogıu N. F.: 1977.
614; Tekinay-Akman-Burcuoglu-Alıop: 1985, 318.
180 ,NISIMFRANKO
Mahkeme, alacagm temlikinin mücerret bir muamele olmayıp, sebebe baglı oldugu
içtihadındadır.
d- Akdin nisbi haklara taalluk etme vasfı
Alacagm temlikinde; akdin mevzuu bakımından, şunu belirunek gerekir ki, ancak
nisbi haklar (alacak haklan) temlik akdi ne mevzu teşkil edebilir. Bundan dolayıdır ki, -
ayni haklardan dogan selahiyetlerin ve taleplerin temliki mevzubahis olamaz.14
,
B- AlacaAm Temlikinin Akdi Mahiyetinin lstisnaları
. Alacagın temlikinin, bir akde müstenit olm~ı gerekecegi kaidesinin bazı istisnaları
mevcuttur. Başka bir tabirle; öyle durumlar mevcuttur ki, alacaklı ile temellük ‘eden
arasında bir akit mevcut olmadan dahi, alacak ilk alacaklının mamelekinden çıkıp, ikinci
alacaklının mamelekine girmiş olur. Bu istisnalar iki tanedir: alacagın kanuni temliki ve
alacagm kazai temliki.
a- Kanuni temlik istisnası
Kanuni temlikin, en mühimi ve sık sık rastlananı, miras durumudur.15 Filhakika,
ölümle birlikte miras bırakanın bütün alacakları ve borçları kanun icabı mirasçılarına
intikal eder (MK. 359). Ayrıca, kanunda tespit edilmiş olan kanuni halefiyet hallerinde
de,16 borcu ödeyen üçüncü şahsa, alacaklınm alacagı yine kanunen temlik edilmiş olur.
Burada, halef ile alacaklı arasında herhangi bir akdin mevcudiyeti aranmaz.
b- Kazai temlik istisnası
Alacagm temlikinin, akdi olma vasfının diger ,bir istisnası, alacagm kazai temliki
halidir.17.Burada; birinci alacaklı ilc ikinci alacaklı arasında hiç bir akit yapılmaksızm,
mahkeme kararı ile alacak ilk alacaklının mame1ekinden ikinci alacaklının mamelekine
intikal etmiş olur. Kazai temlike bir misal, temlik vaadinde bulunan bir,kimsenin, bu
vaadiniyerine getirmedigi takdirde, ikame olunan bir dava neticesinde alacagı iktisap
etmesi halidir. Bunun gibi, MK. 590. maddesine göre, mirasın taksiminde anlaşmaya
varamıyan mirasçılardan birisinin müracaatı üzerine, mahkeme karan ile alacagm
temellük edilmesidir. Son bir misal, ahlak ve adaba aylan gayesi dolayısıyle, fesholunan
hükmi şahsın mallarının, diger bir hükmi şahsa mahkeme karan ile tahsis edilmesidir.
14von Tuhr A.: Borçlar Hukuku d, Istanbul 1952, ll’ vm.
.15Tekinay-Akman-Burcuoglu-Altop: 1985, 350; Saymen F.H.-Elbir H.K.: 1958, 334;
Tunçomag K.: 1976, 1078; Feyziogıu N.F.: 1977,619.
16Tekinay-Akman-Burcuoglu-Altop: 1985, 350; Feyziogıu N.F.: 1977, 620; T~nçomag K.:
1977, 1078. .
17Tekinay-Akman-Burcuoglu-Altop: 1985, 351; Saymen F.H. – Elbir H.K.: 1958, 335;
Tunçomag K.: 1976, 1079; Feyziogıu N.F.: 1977, 621.
ALACA(aN TEMLlKİ
2- Alacagm Temlikinin Şekle Daghlıgı
A- Şekle baglılıgın hükmü, gayesi ve tahakkuk tarzı
a- Şekle baglılıgm hükmü
181
Alacagm temlikini mevzu edinen akdin, diger bir hususiyeti, onun şekle bagh bir
aJdt olmasıdır. 18 Filhakika: BK.163. maddesi i. fıkrasında aynen şöyle demekledir:
“Tahriri şekilde yapalmadıkçaalacagın temliki muteber olmaz” Kanunda aranan bu
şekil, BK. 13 ve müteakip maddelerde tespit edilmiş olan şartlara uygun olmalıdır.
Temllkin resmi şekilde, yani noter marifetiyle yapılmasışart degildir. Kanunen aranan bu
şart bir ispat şartı degil, bir sıhhat şarudır. Bu husus, maddedeki “muteber olmaz”
ibaresinden açıkça anlaşılmaktadır. Bu itibarla, yazıh şekilde yapılmamış olan alacagın
temliki akdi hükümsüzdür19 ve hiç bir netice dogunnaz. Bundan dolayıdır ki, temlik
edenin ikran20 veya verilen yeminin edilip edilmemesinm hiç bir hukuki neticesfyoktur.
b- Şekle baghlıgm .gayesi
Kanun tarafından konmuş olan bu şekil şaru, temlik edeni himaye etmek için
konmuş degildir. Alacak temlikininşekle baghlıgımn gayesi, alacagm temlik edilmiş
oldugunun sarih bir şekilde vehiçbir tereddüde mahal kalmadan bilinmesi içindir.ı1
Filhakika, kaideten, bo’rçlu ancak alacaklıya ödeme yaptı gı takdirde borcundan kurtulmuş
olur. Bunun içindir ki, ödeme yapmış olan borçlunun, ödeme yapmış oldugu kimsenin
alacaklı oldugu hususunda, hiç şüphesi olmariıası gerekir. Burada himaye edilmek istenen
oo..çludur.22 Borçlu, kendisine alacagm temlik edilmiş oldugunu gösteren vesikayı ibraz
edene karşı, tereddütsüz. ödeme yapabilmeli ve bu ödeme onu borçtan kurtarmalıdır,
c- Şekle baglıhglO tahakkuk tarzı o
Borçlar. Kanununun 163. maddesinde, tespit edilmiş olan şekle, riayet edilmiş
olması için, bu temlikin BK.nun 13. maddesine göre yapılmış olması lazımdır. Yani
temliknamede yalnız borç altma girmiş olan -ilk alacaklı. kimsenin imzası
bulunmalıdır.23 Karşı tarafın, irad.esini yazılı olarak bil.dirmesine lüzum yoktur.24 Bu
18Tekinay-Akman-Burcuoglu-Altop: 1985, 320; Saym’en F.H. – Elbir H.K.: 1958, 331;
Feyziogıu N.Fo: 1977, 635-636; TunçoJ1la~ K.: 1976, 1038.
19Tekinay-Akman-Burcuoglu-Altop: 1985, 320; Tunçomag K.: 1976, 1039; Feyziogıu N.F.:
1977,635-636; Saymen F.H.: – Elbir H.K.: 1958,331-332.
2ÜTekinay-Akman-Burcuoglu-Alıop: 1985, 320; Feyziogıu N.F.: 1977, 636.
21Saymen F.H. – Elbir H.K.: 1958, 332; Feyziogıu N.F.: 1977; 636; Tunçomag K.: 1976,
1088. o o
22Saymen F.H. – Elbir H.K.: 1958. 332; Feyziogıu N.F.: 1977. 636; contra Tunçomag K.:
. 1976,1088; von Tuhr A.:’S. 93 vd. Saymen F.H. – Elbir H.K.: 1958~332 dip notu 21.
23Tekinay-Akman-Burcuoglu-Altop: ı985, 321,; Saymen F.H.. – Elbir H.K.: 1958, 332;
Feyziogıu N.F.: 1977,637.
182 NlstM FRANKO’
itibarla, temellük eden -ikinci alacaklı- şifahen kabul beyanını bildirirse, alacak temlik
edilmiş olur.
Temliknamenin, temlik edenin kendi el yazısı ile yazılması gerekmez. Bu
temlikname daktilo ile yazılabilcce~i gibi, matbu dahi olabilir.25 Alacak ipotekle temin
edilmiş olsa dahi, basit yazılı şekil alaca~ı devreder ve alaca~ı temellük eden kimse, bu
yazıya istinadla, tapuda ipote~in tescilini talep edebilir.26 Yalnız, alacak bir ipotekli bo~
senedi veya irat senedi ile temin edilmişse, yazılı şekil yanındasenedin teslimi gerekir.2
E~er, temlik olunan alacak, gemi ipote~i ile temin edilmişse, TTK. 921/111′e göre,
\alaca~ın temlikinin yalnız yazılı olması illi olmayıp, aynı zamanda bu alaca~ın gemi
siciline tesCilide gerekir.28
B- Şekle ballıhlı,! istisnaları
Alaca~ın temlikinin şekle ba~hlı~ı hakkında, Borçlar Kanunu üç tane istisna tespit
etmiştir. Filhakika: Kanuna göre, temlik vaadi, kanuni temlik ve kazaitemlik şekle tabi
de~ldir. .’
a. Temlik vaadi istisnası
Borçlar Kanununun 163/11. maddesinde, alaca~ın temliki vaadinin şekle ba~lı
olmadıgı hükme ba~lanmışur.29 Bu hüküm,’yine BK. 22/2 deki kaideye, ilk nazarda ters
düşmektedir. Filhakika: Bu fıkray{tgöre, şekle ba~lı akdin vaadinin de şekle ba~lı olması
gerekir. Ancak, alaca~ın temliki vaadinde farklı bir durum mevcuttur. Zira; alaca~ın .
temlikini vaad etmek, bir vaad de~1 başlı başına bir akittir. Bu akde (pactum de cedende)
denir.30 Alacagın temliki vaadinde bulunan kimse vaadini yerine getirmedi~i takdirde,
mahkemeye müracaat ile, davalının BK. 163′e göre yazılı bir temlik akdi yapması
istenecektir. Mahkemenin verecegi karar,vaadde bulunan kişinin iradesi yerine geçer.
Bundan dolayıdır ki, alaca~ın temliki vaadi BK. 22/2′ ye istisna teşkil etmez.31
!
24Tekinay-Akman-Burcuoglu-Altop: 1985. 321; Saymen F.H. – Elbir H.K.: 1958. 332;
Feyziollu N.F.: 1977, 637. .
250re1dnay-Akman-Burcuoglu-Allop: 1985, 321; Saymen F.H. – Elbir H.K.: 1958. 332.
26Saymen F.H. – Elbir H.K.: 1958, 333; Tunçomag K.: 1976, 1121; Feyziogıu N.F.: 1977,
663.
27Saymen F.H. – Elbir H.K.: 1958. 333; Tunçomag K.: 1976, 1121; Feyziogıu N.F.: 1977,
664.
28Saymen F.H. – Elbir H.K.: 1958,333; çaga :r.: Deniz Ticaret Hukuku i giriş-gemi- ve kaptan 7. t. Istanbul, 1987. 96. ‘
29Tekinay”Akman-Burcuoglu-Altop: 1985, 322; Saymen F.H. – Elbir H.K.: 1958, 332;
Feyziogıu N.F.: 1977, 638.
3ÜTekinay-Akman-Burcuoglu-Altop: 1985,321; Saymen F.H. – Elbir H.K.: 1958,334.
31Tekinay-Akman-Burcuoglu-Altop: 1985, 322.
ALACAÖIN TEMLIK1
b. Kanuni temlik istisnası
183
Alacagın temlikinin, şekle bagh olması kaidesinin ikinci istisnası kanuni temlik
hiilidir.32 Filhakika: BK. 164. maddesine göre: .
“Alacagın temliki kanun mucibince
vuku buldugu halde bir guna merasİme
tabi olmaksızın üçüncü şahıslara denneyan
edilebilir”
Burada, şekil unsuruna yer verilmemiştir. Zira, bu hallerde, temlik edenle temellük
eden arasında bir akit ve irade mevcut degildir. Böyle bir unsur bulunmadıgına göre ve
alacak alacakhnın iradesine bakılmaksızın intikal euigine göre aruk şekle bagldık
mevzubahis olmaz. Burada, borçlu kanun icabı, kime ödeme yapacak oldugunda bir
tereddüde düşmez. Böyle bir lereddüd olmadıkça da, bunun benaraf edilmesi için hususi
tedbirin alınmasina mahal yoktur.
c- Kazai temlik istisnası
Alacagın temlikinde, şekil şarunın üçüncü istisnası, kazaİ temlik, yani mahkeme
marifetiyle yapılan lemlikur.33 Filhakika: Tıpkı kanuni temlikle oldugu gibi burada da
alacakhnın şahsında tereddüdün mevcudiyeti düşünülemez. Bu itibarla da, muhtemel bir
tereddüdü bertaraf etmek için, keza hususi tedbire burada da lüzUm yoktur ..
3. AlacaAlD Temlikinin Manileri
Kaide itibarı ile, bütün alacakların temliki mümkündür. Bu itibarla, alacagın
kaynagı ister akit, ister haksız tiil, ister haksız iktisap veya kanun olsun; temlik
edilebilecegi gibi, vadesi gelmemiş alacaklar, şarta bagh alacaklar dahi lemlik edilebilir.
Bunun gibi, kaynak itibariyle amme alacaklan da kabili temliktir.
Ancak, BK. 162. maddesinde kanun, akit veya işin mahiyeti icabı baiı alacaklann
temlik edilemiyecegini tespit etmiştir.34 Işte bunlar, alacagın temlik edilebilirliginin’
manilerini teşkil eder. Bunlan kısaca görmek gerekir:
A. Kanundan doAan mani
Birçok hallerde, kanun, bazı alacaklann temlikini bizzat kendisi menetmiştir. Bu
takdirde, alacah bu münasebetlerden dogan alacaklan temlik edemez. Kanunen temlik
edilemeyen alacaklann bazılan şunlardır:
BK. 284/l’e göre, hasılat kirasında kiralananın başkasına devredilmesi mümkün
degildir. BK. 300/l’e göre, ariyet alan aldıgı ariyeti başkasına devredemez. Bunun gibi,
32Saymen F.H. – Elbir HK.: 1958, 334; Feyzio~lu N.F.: 1977, 638.
33Saymen F.H. – Elbir H.K.: 1958,335; Feyzioııu N.F.: 1976, 638.
34Tekinay-Akman-Burcuo~lu-AI!op: 1985, 323; Saymen F.H. – Elbir H.K.: 1958, 339;
Feyzioğlu N.F.: 1977, 663; Tunçomağ K.: 1?76, ıo83.
184 NlS1M FRANKO
BK. 320/11 ‘ye göre işveren, hizmet akdinden dogan alacagım başkasına devredemez.
Nihayet, MK. 82 ye göre nişan bozmadan mütevellit manevi tazminat alacagının da,
başkasma devri mümkün degildir. .
B. İşin mahiyetinden doAan mani
Kanun, aynca işin mahiyeti dolayısıyla,35 bazı alacakların temlik edilemeyecegini
kabul etmiştir. Eger, alacaklının degişmesi, edirnin mahiyetinde bir degişiklik
getirecekse, bu takdirde, işin veya hukuki münasebetin temlike mani oldugunu kabul
etmek gerekir. Mesela, ölünceye kadar bakma alacagı, bir paranın ödenmesi şeklinde degil
de, bakıp gözetmek şeklinde ise, bakım alacaklısımn işin mahiyetine göre36 alacagını
temlik edemeyecegini kabul etmek gerekir. Aynı şekilde, kocam n karısının aile
masraftanna iştirakini talep etmek hakkı,37 ana ve babaların çocukların malları
üzerindeki istifade hakları38 aynı sebepten dolayı temlikin haricinde tutulmuştur.
C. Akitten doAan mani
(pactum ile non cedendo)
Alacagın temlikinin üçüncü manii, akitten dogan manidir. Filhakika: her ne kadar
alacagm temliki için borçlunun nzası aranmamakta ise de. alacaklı ile borçlu arasındaki
esas borç münasebetinde, taraflar alacagın temlik edilemiyece~ini kararlaştıemış
olabilirler. Bu takdirde, alacaklıalacagını başkasına temlik edemez. Buna (pacturn de non
cedendo) denir.39 Eger, bu anlaşmaya ragmen, alacaklı alacagını devrederse, bu devir
hükümsüzdür.40 Bu hükümsüzlük, hüsnüniyet sahibi üçüncü şahıslara karşı da denneyan
olunabilir. Zira, bu takdirde, temlik akdinin ı.asarrufi bir vasfı yoktur.
Bununla beraber, kanun, bilhassa hüsnüniyetli üçüncü şahısları himaye etmek için,
BK. 162/2 fıkrasında hususi bir hüküm getinniştir. Bu hükme göre:
“Borçlu, alacagın temlik edilmemesi şart edilmiş
oldugunu bu şartı ihtiva etmiyen bir ikran biIkitabeye
istinat ile, a1acagı temellük eden üçüncü
bir şahsa karşı iddia edemez”
. 35Tekinay-AJonan-Burcuogliı-Altop: 1985, 324; Saymen F.H. – Elbir H.Ko: 1958, 339;
Tunçomag Ko: 1976, 1084; Feyziogıu N.Fo: 1977, 630; ArsebUk E.: Borçlar Hukuku c.II
Istanbul 1944, 1108.
36Saymen H.F. – Elbir H.K.: 1958, 339; Tunçomaı K.: 1976, 1084; Feyzioııu N.F.: 1977.
6300
37Saymen H.F. – Elbir H.K.: 1958,340; Tunçomag K.: 1976, 1084.
38Saymen.HoFo – Elbir H.K.: 1958,340.
39Tekinay-Akman-Burcuoglu-AIıop: 1985. 326; Saymen F.Ho – Elbir H.K.: 1958, 340;
Tunçomag K.: 1976, 1084; Feyziogıu N.F.: 1977,631; ‘ArsebUk Eo: 1944, 110; Uygur T.:
1990, lçtihath-Açıklamah Borçlar Kanunu -genel hükümler c.II Ankara 1990, 162.
40Tekinay-Akman-Burcuoglu-Altop: 1985, 326; Saymen F.H. – Elbir H.K.: 1958, 340;
ArsebUk E. 1944, 1111; Tunçomag K.: 1976, 10840
. !
ALACACIN TEMLIKİ 185
l ‘.
Bu hükme göre, eger üçüncü şahıs meblinde alacagın temlik edilemeyece~i kaydım
ihtiva etmiyen, bir senede istinaden alacagı temellük etmişse, borçlu kendisine karşı,
alacaklı ile olan anlaşmalarında, böyle bir memnuiyetin bulundugunu ileri stiremez.41
Bu hükmün tatbik edilebilmesi için aranan şartlar şunlardır: Alacak, borçlu
tarafından bir senette ikrar edilmiş olacaktır, seneue alacagın temlik edilemiyecegine dair
bir kayıt mevcut olmayacaktır, alacagı temellük eden bu senede istinatla alacagı talep
edecektir. Alacagı devralan hüsnüniyet sahibi olacaktır.42
III. ALACAGIN TEMLİKİNİN ŞUMULÜ
Borçlar Kanununun 162-172. maddelerine göre, bir’alacak temlik edilince, bununla
temellük edenin mal varlıgına neyin intikal ettigi, başka bir tabiri e bu temlikin
şumfılünün ne oldugu tespit edilmelidir.
Evvelemirde. alacagın ne miktarının intikal ettigi araştırılmalıdır. Aynca, bir alacak,
ekseriya Çıplak şekilde dogmaz. Bu alacaga baglı bir takım fer’i haklar ve rüçhan hakları
ile yenilik doguran hakhir mevcut olabilir. Acaba, temellük eden kimse bunları da iktisap
edecek midir? Bu noktaların tafsili gerekir:
1. Alacagm Kısmi Temlikinde
Eger temlik olunan alacak, taksim edilebiliyorsa, alacaklı alacagının bir kısmını
temellük edene devrederek, diger kısmını mamelekinde muhafaza veya başkasına temlik
etmiş 0labilir.43 Burada, temlikin şumıilünü tespit edecek olanhusus, temlik edenle
temellük eden arasındaki temlik akdidir. Borçlu, bu takdirde, birden fazla alacaklı ile
karşılaşabilir ve buna tahammül etmek durumundadır.44 Bununla beraber, sırf borçluyu
icaz etmek için, alacagını çok cüzi miktarıarda devretmiş olan alacaklının, hakkını
suistimal etmiş oldugunu kabuletmek ve bunu muteber addetmemek mümkündür.45
Mesela. 10.000 liranın 100 liralık kısı~rılar halinde temlik edilmiş olması gibi.
2-Feri Haklarda
Temlik olunan alacaga baglı, feri hakların durumunu, BK. 168. maddesinin i.
fıkrası şöyle tespit etmiştir:
“Alacagın temlikinde, temlik edenin şahsına has
olanlardan maada diger müteferri haklar dahilolur”
41Tekinay-Akman-Burcuo~lu-Altop: 1985, 326; Saymen F.H. – Elbir H.K.: 1958, 340-341;
Uygur T.: 1990.812; ArsebUk E.: 1944, 1112; Tunçomag K.: 1976. 1085.
42Tekinay-Akman-Burcuo~ıu-Altop: 1985, 327; Saymen F.H.- Elbir H.K.: 1958, 341;
Tunçomag K.: 1976, 1085.
43Saymen F.H.-Elbir H.K. 1958, 341; ArsebUk E.: 1944, i 117.
44ibidem .
45Saymen F.H.-Elbı’r.. H.K.. 1958, 3-41..
186 NtstM FRANKO
Şunu belirtmelidir ki, alacagm fer’i ‘haklannın temellük edene .geçmesi için, ayn bir
anlaşmaya lüzum yoktur. tki taraf, bu hususta hiç temas etmemiş olsalar dahi, feri haklar
temlik ile birlikte geçmiş olur.46 Bu feri hakları şu şekilde tespit etmek mümkÜndür:
Faiz, teminat haklan, yenilik doguran haklar, rüçhan haklan.47 Bunları sırası ile tetkik
edelim:
A. Faiz
Temlik olunan alacak eger faiz getiriyorsa, bu faizler hem alacagm temlik edildigi
andan itibaren cereyan edecek olan faizlerdir,48 hem de daha evvel işlemiş ve fakat temlik
eden tarafmdan tahsil edilmemiş olanlardır.49 Zira, faiz alacagı, müstakil bir alacak
olmayıp, esas alacagm bir fer’idir. Alacak temellük edilince, faizler de o andan itibaren
temellükedilmiş olur. Bununla birlikte, temlik eden faizlerin kendisinde kalacagmı şart
koşabilir.50 Temlik edilen faizler hem akdi hem temerrilt faizinden ibareltir.51
B. Teminat hakları
Temlik edilen alacagm, vaktinde eksiksiz olarak, ifa edilmesini temin edecek olan
teminat mevcut ise, bu teminat dahi temellük edene geçer.52 Tabii akitlerin, akit
serbestisi prensibine göre, aksine bir tanzim tarzı kabul etmeleri mümkündür. .
Alacak kefaletle temin edilmişse, temellük eden bu teminattan istifade eder.53
Kısmi temlik halinde, alacaklı, kefaletin kendisinde kalmış olan kısmi için bir teminat
teşkil edecegini, şart koşabilir.54 Fakat ayni teminatlardabu durum mümkün degildir.55
46Tekinay-Akman-Burcuoglu-Altop: 1985, 331; Saymen F.H.-Elbir H.K.: 1958. 342;
Arsebük E.: 1944,1118; Feyziogıu N. F.: 1977,641; Tunçomag K.: 1976. 1104.
47Tekinay-Akman-Burcuoglu-A1top: 1985,331; Saymen F. H. – Elbir H. K.: 1958,342-343;
Tunçomag K.: 1976. 1104; ATsebük E.: 1944. 1119-1120; Feyziogıu N. F.: 1976, 641-.
642. .
48Saymen F. H. – Elbir H. K.: 1958,342; Uygur T.: 1990.843; Feyziogıu N. F.: 1977.641;
Arsebük E.: 1944. 1121; Tunçomag K.: 1976. 1104.
49Saymen F.H.-Elbir H. K.: 1958. 342; Tunçomag K: 1976, 1105; Tekinay-Akman-
Burcuoglu-Altop :1985, 330; Arsebük E.: 1944, 1121; Feyziogıu N. F.: 1977.641; Uygur
T.: 1990, 843.
50Saymen F. H. – Elbir H. K.: 1958.342; Feyziogıu N. F.: 1977,641; Arsebük E.: İ944.
1121; Tunçomag K.: 1976, 1105.
51Saymen F. H. – Elbir H. K.: 1958,342; Feyziogıu N. F.: 1977,641.
52Tekinay-Akman-Burcuoglu-Altop: 1985, 331; Saymen F. H. – Elbir H. K.: 1958. 342;
Arsebük E.: 1944. 1113; Tunçomag K.: 1976, 1104, Feyziogu N. F~: 1977,642: Uygur T.:
1990. 843.
53Tekinak-Akman-Burcuoglu-Altop: 1985, 331; Saymen F.H. – Elbir H. K.: 1958. 342;
Arsebük E.: 1944, 1119; Feyziogıu N. F.: 1977, 642; Tunçomag K.: 1976, 1102. Uygur
T.: .1990, 843.
54Saymen F.H. – Elbir H.K.: 1958, 343;. Arsebük E.: 1944, 1119; Feyziogıu N.F.: 1977,
643; Tunçomag K.: 1976, 1104.
ALACAÖIN TEMLtKl 187
Zira, menkul rehninde bu teminatın temlikten istisna edilmiş olması rehinden feragau
tazainmun eder.56 .
C- Yenilik doAuran haklar
Alacagın’ temlikinin şumU1ünden bahsederken, temlik edilen alacaga baglı olan
yenilik doguran haklara da temas edilmelidir. Temlike, yenilik doguran haklar da
dahildir.57 Mesela, seçimlik bir borçta alacaklıya verilmiş olan seçim hakkı, ihbar ile
alacagı muaccel kılma hakkı, ifayı talep yerine ondan vazgeçerek tazminat talep etmek
hakkı gibi haklar temlikin şumU1ündedirler.58
Bununla birlikte, temlik edilen a1acaga baglı olmayıp, alacaklı ile borçlu arasındaki
esas borç münasebeline dahil olan yenilik doguran haklar, yine temlik edenin
mamelekinde kalır.59
D- Rüçhan hakları
Alacagm temliki ile, temeIlük edene geçecek olan diger bir hak nev’i de rilçhan
haklarıdır.60 Ancak, bu rüçhan haklarının alacaklının şahsına bagıı olmaması gerekir.61
Bu rüçhan hakları, alacaklıya, başka alacaklılar mevcut oldugu takdirde, onlardan evvel
alacagmı tahsil etmek imkanını verir. Bu rüçhan haklarının hangileri oldugu, tıK.nun
206. maddesin4e tespit edilmişlerdir.62
LV. ALACAGIN TEMLİKıNıN HÜKÜMLERı
Alacagm temlikinin hükümlerini tetkik ederken, üç durumu yekdigerinden ayıimak
gerekir. Bu durumlar şunl~
55SaymenF.H. – Elbir H.K.: 1958,343; Tunçomaı K.: 1976, 1104; Arsebük E.: 1944, 1119;
Uygur T.: -1990; 843.
.S6ibidem
57SaymenF.H. – Saybir H.K.: 1958, 343, Feyzioı1u N.F.: 1977, 643; Uygur T.: 1990,44;
Anebük E.: 1944, 1122.
58Saymen F.H. – Elbir H.K.: 1958,343; Feyziogıu N.F.: 1971,.643; Tunçomal K.: 1976,
1133; Uygur T.: 1990,844; Arsebük E.: 1944, 1122.
59Saymen F.H. – Elbir H.K.: 1958, 343; Arsebük E.: 1944, 1122; Uygur T.: 1990, 844;
Tunçomag K.: 1976, 1105; Feyziogıu N.F.1977, 643; Tekinak-Akman-Burcuoglu-Altop:
1985, 332. .
60Saymen F.H. – Elbir H.K.: 1958, 343; Feyziogıu N.F.: 1977, 641; Tunçomag K.: 1976,
1105; Uygur T.: 1990,843; Arsebük E.: 1944, 1118.
61ibidem
62Saymen F.H. – Elbir H.K.: 1958,344; Uygur T.: 1990, 843; Tunçomag K.: 1976, 1105;
Feyziogıu N.F.: 1977, 641; Tekinay-Akman-Butcuoglu-A1top: 1985, 331; Arsebük E:
1944, 1122.
188 NISIM FRANKO
Temlik edenle-borçlu, temlik edenle-temeııük eden, temellük edenle-borçlu arasında
mevcut olacak münabesetler.63 Bunlar ayn ayn tetkik edilmelidir:
1- Temlik Edenle (ilk alacaklı) Borçlu Arasındaki Münasebet
Alaca~ın temliki ile, temlik olunan alacak, ilk alacaklının mamelekinden çıkmış
olur. Bu itibarla, temlik edenle borçlu arasında ifa yönünden bir ba~ kalmaz.
Başka bir tabirle, bu andan itibaren, borçlunun borcunu temlik edene ifa etmek
mecburiyeti olmadı~ı gibi, temlik edenin böyle bir ifayı talep etme selahiyeti yoktur.64
Ancak, temlik eden, buna ra~men borçludan borcunun ifas ını talep ederse hukuki durum
. ne olacaktır? .
Alaca~ın temliki için, borçlunun nzası aranmadı~ı için, onun temlikten haberdar
olması dahi gerekmez.65 Bu itibarla, borçlu talep eden temlik edene borcu ifa etti~i
takdinle, temellük edene karşı durumu ne olacaktır?
Borçlann ifasındircari olan kaideye göre, borçlu ancak alacaklıyaborcunu ifa ederse
borcundan kurtulur. Bundan dolayıdır ki, temlik edene borcu ifa etmiş olan borçlunun,
temeııük edene tekrar ödemek mecburiyeti hasılalabilir. 66 Ancak, bu kaideyi, alaca~ın
temlikine tatbik edersek, temlikten haberdar olmayan borçlunun vaziyeti çok a~ırlaşmış
01ur.67 Bu husus adaletle kabili telif de~ldir.,
Bunun içindir ki, kanun borçluyu korumak maksadile farklı bir tanzim tarzı
getirmiştir~68 Bu tanzim tarzı iki esasa dayanır: Birinci esas, ifada bulunan borçlunun,
temlikten haberdar olmaması kaydı ile, hüsnüniyetle yapmış oldu~u ifanın temlik edene
karşı ileri sürülebilmesidir.69 Ikinci esas ise, borçluya aidiyeti ihtiıacıı olan alacagı tevdi
etme hakkını haiz 0lmasıdır.70
63SaYmen F.H. – Elbir H.K.: 1958,344; Feyziogıu N.F.: 1977, 644 -vm;Tunç~mag K.: 1976,
1106; Uygur T.: 1990; 833 vm; Tekinay-Akrnan-Burcuoglu-Alıop: 1985,331.
64Saymen F.H. – Elbir H.K.: 1958, 344; Feyziogıu N.F.: 1977, 652; Tunçomat K.: 1976,
1097; Arsebük E.: 1944, 1123; TekinaY-Akman-Burcuoglu-Altop: 1985,339 mea1en
65Saymen F.H. – Elbir H.K.: 1958, 344; Uygur T.: 1990, 832; Arsebük E.: 1944, 1123;
Tunçoma! K.: 1976, 1106; Feyziotıu N.F.: 1977, 653; Tekinay-Akman-Burcuoglu-Altop:
1985, 339.
66Saymen F.H. – Elbir H.K.: .1958, 344; Feyzio!lu N.F.: 1977, 653; Arsebük E.: 1944,
1124; Uygur T.: 1990, 833; Tekinay-Akrnan-Burcuoglu~Alıop: 1985, 339.
67ibidem.
68Saymen F.H.. ElbirH.K.: 1958, 344; Tunçomag K.: 1976, 1107; Feyziogıu N.F.: 1977,
654; Arsebük E.: 1944, 1124; Uygur T.: 1990, 832; Tekinay-Akman-Burcuoglu-Altop:
. 1985, 339. .
69ibidem
70Saymen F.H. – Elbir H.K.: 1958, 345; Feyziogıu N.F.: 1977, 654; Tunçoma! K.:1976,
1110; Uygur T.: 1990, 843; Arsebük E.: 1944,1130.
1 ‘
ALACACIN TEMLlKİ
A- Borçlunun hüsnüniyetle ifası
189
l ..
Alacagın temlikine ragmen, borçlunun hüsnüniyetle, temlik edene yapmış oldugu
ödemenin kendisini temellükedene karşı borçtan kurtarmasıdır. Bu esas BK. 165.’
maddesinde şöyle tespit edilmiştir:
“Temlik eden veya temellük eden tarafından alacagın
temliki kendisine bildirilmezden mukaddem, evvelki
alacaklıya ve mütevali temlikler vaki olmuşsa, alacagı
temellük edenlerden tercihi lazım gelen biri varken
digerine hüsnüniyetle tediyede bulunan borçlu beri
olur”
Bu maddeden anlaşılacagıüzere, borçlu ilkalacaklıya veya tercihli alaçaklı varken
digerine, borcu ifa etmiş olursa, bunun neticesi borçlunun hüsnüniyetli olup olmadıgına
göre degişecektir.71 Bu tanzim tarzına göre, borçluya alacagın temlik edilmiş oldugu,
temlik eden veya temellük eden tarafından bildirilmişse, yani borçlu hüsnilniyet sahibi
degilse, borcu ancak temellük edeneifa ettigi takdirde borcundan kurtulmuş olur. Aksi
takdirde, temellük edene tekrar ifa etmekle mükelleftir.
, Alacagın temlik edilmiş oldugu ihbarı hiç bir şekle ıabi degildir.72 Bu ihbar teveihi
, muktazi bir irade beyanıdır.73 lhbar, tevcihi muktazi bir beyan ,olduguna göre, burada
şöyle bir dunimla karşılaşılabilir:
Borçlu, ihbar kendisine vasıl oldugu zaman mı, yoksa ona mutlali oldugu zaman mı
hüsnüniyetli olm~tan çıkar?
Bu hususta iki farklı görüş mevcuttur: von Tuhr’un müdafaa ettigi fıkre göre, ihbar
borçluya vasıl olmakla onun hüsnüniyeti bertaraf edilmiş olur. Bu andan itibaren, temlik
edene yapılan ödeme borçluyu borcundan’ kurtarmaz.74 Bu tanzim tarzı, Fransız
Hukukunun tanzim tarzıdır. Alman Hukukuna göre ise, borçlunun hüsnüniyeti ihbara
ittila ile bertaraf edilmiş olur.
lkinci fikir, BK. 165. maddesindeki “bildirmezden’mukaddem” sözilnü, borçlunun
“ihbarı ögrenmezden önce” şeklinde tefsir eden fikirdir.75 Bu görüşe göre, von Tuhr’un
fikri kabul edildigi takdirde, BK. 165. maddesi ile 167. maddesi arasında bir tenakuz
71Saymen F.H. – Elbir H.K.: 1958, 345; Tunçoma~ K.: 1976, 1107; Feyzio~ıu NF.:
, 1977.654; Uygur To: 1990, 832; Arsebük Eo: 1944, 1124; Tekinay-Akman-Burcuo~lu-
Altop: 1985-339. .
72ibidem
73Saymen F.H. _ E1bir H.K.: 1958; 345; von Tuhr: t. 96, 923; Arsebük E.: 1944, 1125;
Tunçoma~ K.: 1976. 1108.,
74Tunçoma~ K.: 1976. 1108; Arsebük E.: 1944, 1126; Tunçoma~ K.: 1976, 1108; Tekinay-
Akman-Burcuo~lu-A1top: 1985, 340.
75Uygur To: 1990. mea1en; Tekinay-Akman-Burcuoglu-Altop: 1985. 340; Saymen F.H. -
Elbir H.K.: 1958, 3450
190 NlS1M FRANKO
dogar.76 Zira, BK. 167. maddesine göre, borçlu temliki ögrendigi anda, temlik eden e
karşı ileri sürebilecegi defileri, temellük .edene karşı da ileri sürebilir. Bı,ı,defiler
arasındaki en mühimi, borcun ödenmiş oldugu defidir. BK. 165. maddesinin fonksiyonu
BK. 167 inci maddesini fela ugratmak degildir. Bu itibarla. ihbar yapılmış olsa dahi, ona
ittilakespedilmedikçe, hüsnüniyet devam eder.
Borçlar Kanununun 165. maddesinde bir de “mütevali temlikier” ibaresi vardır. Bu
hükme göre, mütevali temlikler mevcut oldugu takdirde, borçlu hüsnüniyetle esas
alacaklıya degil, başkasına ifada bulunmuş olsa dahi, yine borcundan kurtulmuş olur.77
B. B~rçlunun ihtilaflı alacaaı tevdi hakkı
Borçluya. gerek temlik eden, gerekse temellük eden tarafından yapılan ihbann tesiri,
onu ödeme yapmaktan menetmesidir.78 Ancak, ihbar temellük eden sıfatını ispat
etmez,79 Bu itibarla, borçlu ifada bulunurken, talepte bulunan “temellük eden sıfatını
ispat” etmesini isteyebilir.80 Temellük eden, bu sıfatınıtemlike müteallik vesika ile
ispat edebilir. Zira, alacagın ~mliki yazılı şekle baglı bir akittir. .
Alacagın, temellük edene hakikaten temlik edilip edilmedigi, ihtiHiflı ise, kanun
borçluya ikinci defa ödeme tehlikesini tahrnil etmemek için bir esas getirmiştir’:- Bu esas,
bu durumda. borçlunun ifadan imtina ederek alacagı tevdi edebilmesidir.81
Borçlar Kanununun 166. maddesinin ı. fıkrası bu durumu şöyle tanzim etmiştir:
“Aidiyeti münaZaaıl bir alacagın borçlusu tediyeden imtina
edebilir ve alacagı mahkemeye tevdi ile borçtan beri olur”
Borçlunun burada bii seçimlik hakkı mevcuttur. Hakiki alacaklının kim oldugu
tespit edilinceye kadar, ifadan imtina etmek82 veya BK. 95. maddesi dairesinde,
mahkemeye tevdi etmek suretiyle borçtan kurtulmak.83
. 76Tekinay-Akman-Burcuo~lu-Altop: 1985, 340.
77Saymen F.H. – Elbir H.K.: 1958, 345; Tunçoma~ K.: 1976, 1107; Feyzio~lu N.F.: 1977.
. 654; Tekiriay-Akman-Burcuo~lu-A1top; 1985. 339; Arsebük E.: 1944, 1127.
78Saymen F.H. -Elbir H.K.: 1958. 345; Arsebük E.: 1944. 1125; Feyzio~lu N.F.: 1977. 653;
. ‘rekinay-Akman-Burcuo~lu-Altop: 1985. 339 a contrario
79Saymen F.H. – Elbir H.K.: 1958, 345. Tunçoma~ K.: 1976, 1108; Tckinay-Akman-
Burcuo~lu-Altop: 1985, 34L ‘
80Saymen F.H. – Elbir H.K.: 1958, ‘345; Tunçoma~ K.: 1976, 1108; Arscbük E.: 1944. 1128;
Uygur T.: 1990, 833. .
81Saymen F.H. – Elbir H.K.: 1958, 346; Arscbük E.: 1944. 1130; Uygur T.: 1990, 834;
TekiTlay-Akman-Burcuo~lu-Altop: 1985, 341; Fcyzio~lu N.F.: 1977. 645; Tunçomag K.:
1976, 1110.
82Saymen F.H. – Elbir H.K.: 1958, 326; Feyziogıu N.F.: 1977, 654; Tunçomag K.: 1976.
1110; UygurT. 1990,834; Arsebük E.: 1944,1130.
83ibidem
ALACAÖIN TEMLlKl 191
Şunu belirtmelidir ki, eger taraflar arasında bir dava mevcut ise ve alacak muaccel
ise, taraflardan herbiri borçluyu dava edilmiş olan miktarı tevdi etmege icbar edebilir.84
Bu takdirde, borçlunun bir seçimlik hakkı olmayıp, alacagı tevdi mükellefiyeti vardır.8S
Gerek borçlu tevdi yoluna gitsin, gerekse taraflar onu tevdie mecbur etsinler, burada
üzerinde durUlacak husus, tevdie hangi mahkemenin karar verecegidir. Burada BK. 73 ve
95. inci maddeleri tatbik edilecek ve borçlu borcu ifa yerindeki hakime müracaat ile, tevdi
mahalli tayin edilmesini talep edecektir. Bu hakim, BK. 95. madde hükümleri dairesinde
bir karar verecektir.
Para borçları, alacaklının ikametgahında .ödenecegine göre, tevdi orada
yapllacakur.86 Ancak, iki alacaklı iki yerde ikarnet etmekte iseler, seIahiyetli mahkeme
nasıl tayin edilecektir? Federal Mahkeme, bu takdirde, eger ihtilM olmasaydı, borçlu
borcunu nerede ifa edecek idiyse, oraya tevdi etmekle borçtan kurtulacagını kabul etmiştir.
2. Temlik Edenle (ilk alacaklı) • Temellük Eden (ikinci alacaklı)
Arasmdaki Münasebel
Temlik edenle, temellük eden arasındaki münasebetin sikleti merkezi, temellük eden
kimsenin, iş bu alacagının temlik eden tarafından garanti edilip edilmedigi nieselesi
etrafında dügümlenir. Burada, ilk nazarda, temlik akdinin mevzuu olan alaca.;ın, istinad
etmiş oldugu hukuki münasebetin gözönünde bulundurulacagı zannedilir.8 Başka bir.
tabirle, mesela eger temlik olunan alacak, bir satış akdinden doguyorsa, temlik edenin
satıcının tekeffülüne müteallik hükümler dairesinde mes’ul olacagı düşünülebilir.88
Halbuki, kanun başka bir sistem seçmiş ve temlik olunan alacagın kaynagında,
hangi hukuki münasebet bulunursa bulunsun, mes’eleyi BK. 169-171. maddeler
dairesinde bir çözüme baglamıştır. Bu sisteme, temlikte “ziman” veya “teminat” sistemi
denir. Temlik edenin bu teminat borcu, temlik akdinde mevzubahis edilmemiş olsa dahi,
yine kanunen mevcuUur. Bununla beraber, bu hükümler amir mahiyeue olmadıgından,
taraflar (temlik akdinin tarafları), bu hükümleri hafifletebilirler veya tamamiyle
kaldırabilirler veya bunların yerine başka bir teminat hükmünün tatbik edilecegini kabul
edebilirler. Mesela, kefalet akdindeki teminat hükümleri gibi.
84Saymen F.H. – Elbir H.K.: 346; Arsebük E.: i944, 113′1; Tekinay-Akman-Burcuogıu-
Alıop: 1985,342; Uygur T.: 1990, 835; Feyziogıu N.F.: 1977.656; Tunçomag K.: 1976.
1i 10.
85Saymen F.H. – Elbir H.K.: 1958. 346; von Tuhr A.: f. 96, 928 vm.; Tekinay-Akman-
Burcuoglu-Altop: 1985. 342; Uygur T.: 1990. 835; Feyziogıu N.F.: 1977, 656 Tunçoma~
Ko: 1976. 1110.
8~ek:nay-Akman-Burcuoglu-Allop: 1985, 342; Tunçomag Ko: 1976, 767.
87Saymen FoHo- Elbir H.K.: 1958. 346.
88Saymen F.H.. – Elbir RKo: 1958, 346; Tunçomag K.: i976, 1098 mealen; Uygur T.: 1990.
843; Feyziogıu NoF.: 1977, 645; Tekinay-Akman-Burcuoglu-Altop: 1985, 343; Arsebük
Eo: 1944, 1092.
192 NtstM FRANKO
Borçıar Kanununun 169 ila 171. maddelerinde tanzim olunan. teminat mes’elesini
tetkik ederken alacagın temlikini ikiye ayırmak gerekir: Teminat borcunu icap ettiren
temlikler ve teminat borcunu icap ettirmiyen temlikIer.
A. Teminat borcunu icap ettiren temlikler
Alacagın temlikinde. temlik edeni teminat borcu altına sokan temlikier. ivaz
mukabilinde yapılmış olanlardır.89 Başka bir tabirle. temlik eden alacagını bir karşılık
mukabilinde temlik etmişse. bundan dolayı temellük edene karşı teminat borcu alunda
bulunur. Bu husus. BK. 169. maddesinin ı. fıkrasında açıkça tesbit edilmiştir. Hüküm
şudUr: . o
“Alacagın temliki. ivaz mukabilinde ıcra edilmişse. temlik
eden kimse, alacagın temlik zamanında mevcudiyetini zamindir.”
Buna göre. temlik eden, bu alacagın sahibi bulundugunu. bunu ortadan kaldıran bir
sebebin mevcut olmadıgını. alacagın meşru yollardan iktiSap edilmiş oldugunu temin
etmişolur.
Bundan dolayıdır ki. temlik eden, temlik etmiş oldugu alacak mevcut degilse veya
o bunu daha evvel bir başkasına zaten temlik etmişse, üzerinde tasarruf selahiyetini haiz
bulunmadıgı (iflas masasına giren bir alacak) devretmişse. alacak mutlakveya nisbi.
butlanla m.alUl ise, temellük edene karşı teminat borcu dolayısıyle mes’ul olur.90 Ancak,
temlik anında alacak ihtilaflı olup da, temellük eden bu hususu biliyorsa. bu takdirde
teminat borcu yoktur.?l Bunun gibi alacagm temlik edildikten sonra, hasara ugraması.
zail olması veya sukut etmesi hallerinde de. yine teminat borcu yoktur. Mesela normal
bir alacak. temlik edildikten sonra, müruruzamana ugramış olmasıdolayısıyle, tabii borç
haline ~elmişse. burada teminat borcu kalkmış olur.92
Bu teminat borcunun şumUlünil de tespit etmek gerckir.93 Yani. temlik eden
temellük edene karşı. neyi teminat aluna almaktadır? Bu husus. BK. 17ı. maddesinin ı.
fıkrasında tanzim edilmiştir. Bu fıkraya göre:
“Temlik eden zamanla mükellef ise •… ancak resülmal
ve faiz olarak. almış oldugu miktar nisbetinde mesuldür”
89Saymen F.Ho-Elbir H.K.: 1958,347; Tekinay-Akman-Burcuoılu-Altop: 1985, 343; Uygur
T.: 1990,845; Arsebük E.: 1944, 1012; Feyzioııu N.F.: 1977,644; Tunçomaı K.: 1976,
1098.
90ibidem
91Saymen’ F.H. – Elbir H.K.: 1958,347.
92Saymen F.H. – Elbir H.K.: 1958,348; Uygur T.: 1990, 845; Feyzio~lu N.F.: 1977, 646.
93Saymen F.H. – Elbir H.K.: 1958, 348; Tunçoma~ Ko: 1976, 1100; Ars’ebük E.: 1944, 1093;
Uygur To: 1990, 853; Feyzio~lu N.F.: 1977, 648.
ALACACIN TEMLIKİ 193
Bundan başka, temlik eden, temlikinin mucip oldugu ve ikinci alacaklmm borçluya
karşı semeresiz takibi dolayısıyle ihtiyar ettigi masraflarını da zfunindir.94 Bu şumulü
şöyle tespit etmek mümkündür:
Alacagın kendisi ve faizi, alacak temlik edilirken yapılmış olan masraflar (noter
masrafları, harçlar, pul paraları) temellük edenin borçlu aleyhine açıp da semeresiz kalmıŞ
olan takip dolayısıyla yapılmış olan masraflar.95 Burada şu hususa işaret etmelidir ki,
BK 169 ‘unf:u maddesinin yüklemiş oldugu teminat borcu, bizzat borç dolayısıyle dogar,
yani borcun olup olmamasının neticesidir. Eger, temellük eden, borcun bizzat
kendisinden degil de, fakat borçlunun Şahsı dolayısıyle alamamış ise, temellük edenin
temlik edene karşı müracaat hakkı mevcut mudur? Mesela, mevcut .alacak temlik
edildikten sonra, borçlu ölmüş ve mirasçılar borcu kabul etmemişlerdir. Alacak, temlik
edildikten sonra, borçlu iflas etmiştir.96
Borçlar Kanunu 169. maddesi 2. fıkrasında, bu hususu tanzim etmiştir. Mezkür fıkra
şöyledir:
“Aynca taahhüt etmedikçe borçlunun aczinden mesul degildir”
Fıkradaki, “aciz” kelimesi, borçlunun. borcu ödeyecek mali. imkanları
. olmamasıdır.97 Bu halde, kefalet hükümeri tatbik edilerek, temlik edene karŞı talepte
bulunulamaz.98 Zira, BK. 169. maddesindeki tekeffül tamamen, farklı ve alacagm
temliki dolayısıyle tesis edilmiş olan bir teminat borcudur.
B- Teminat .borcunu icap ettirmeyen temlikler
Alacagm temlikinde, temlik edenin tekeffül borcu üç halde ortadan kaldınlmıştır.
Kanunun kabul etmiş oldugu bu üç hal şunlardır: ivazsız temlikler,.kanuni temlikier,
kazai temlikIer.
a- İvazsız temlikler
Temlik eden, alacagın temlikini temeııük edene hiçbir karşılık almadan, yapmış ise.
burada ivazsız bir iktisap mevcuttur. Temlik eden, bu takdirde, ne temlik anında alacagm
mevcudiyetini temin etmiş olur, ne de borçlunun aczinden mesuldür.99
94Saymen F.H. – Elbir H.K.: 1958, 348; Feyziogıu N.F.: 1977, 648; ArsebUk E.: 1944,
. 1093; Tekinay-Akman-Burcuoglu-Alıop: 1985, 347; Tunçomag K.: 1976; 1100; Uygur T.:
1990, 853.
95Saymen F.H. – Elbir H.K.: 1958, 348; Tunçomag K.: 1976, 1100; Feyzioğlu N.F.: 1977,
640; Tekinay-Akman-Burcuoglu-Altop: 1985, 347; Uygur T.: 1990, 853.
96Saymen F.H. – Elbir H.K.: 1977,647; Uygur T.: 1990,845.
97Saymen F.H. – Elbir H.K.: 1958, 350.
98Saymcn F.H. – Elbir H.K.: 1958, 349; Feyziogıu N.F.: 1977, 640 mealen; Tunçomag K:
1976, 1098.
99Saymcn F.H. – Elb’ir H.K.: 1958, 350; Tekinay-Akman-Burcuoglu-A1top: 1985, 347;
Uygur T.: 1990, 845; Tunçomag K.: 1976. 1103; Feyziogıu N.F.: 1977, 650; ArsebUk E.:
1944. 1092.
194 NtstM FRANKO
Burada hukuki mahiyeti itibarile bir hibe mevcuttur. Hibe yapan şahsa ise, bir
teminat borcu yükletHrnesi düşünülemez. Kanun bu hususta sarih bir hüküm
sevketmiştir. Borçıar Kanununun 169. maddesinin 3. fıkrası aynen şöyledir: •
“Temlik meccanen vakiolmuşsa temlik eden
kimse alaca~ın mevcudiyetinidahi zfuninde~ildir”
Işaret etmelidir ki, ivazsız temlikte bulunan kimseyi, BK.243′e göre, ba~ışıaffiada
bulunankimseye nispetle,daha iyi bir şekilde himaye eder. Zira, ba~ışlayanın a~r kusur
veya a~ır dikkatsizli~i varsa. ba~ışlayan ba~ışlanana karşı mes’ul olur.lOOHalbuki, BK.
169′ uncu maddede hiçbil surette mes’uliyet yoktur.
b- Kanuni temlikler
A1aca~ıntemlikinde, temlik edenin teminat borcunun bertaraf edilmiş oldu~u di~er
bir hal de kanuni temliklerdir.lOl Bu husus BK. 171. maddesinde tespit edilmiştir.
Fıkranın hükmü aynen şöyledir: ‘
“Temlik kanun icabı vaki olmuşsa evvelki alacaklı ne alaca~
ın mevcudiyetinine de borçlunun eda kabiliyetini kefildir”
Bu hükmün bulunması gayet tabiidir. Zira, kanuni temlikte, alaca~ıntemliki ilk
alacaklının iradesi dışında olmaktadır. Alacaklının, dahili olmadı~ıbir hukuki münasebet
dolayısıyle, mestul tutulması adaletle ba~daşunlamaz.l02
c” Kazai temlikler
Borçlar Kanunu, 171. maddesinin 3. fıkrasında yalnız kanuni temlikierden
bahsetmektedir. Burada kazai temlikten, yani mahkeme, kararı ile temlikten bahis
yoktur. 103 Bundan dolayıdır ki, maddenin tanzim şeklinin aksinden kazai temlikierde,
temlik edenin, teminat borcu alunda oldu~u neticesi çıkartılabilir.104 Ancak, doktrin,
. haklı olarak aksini kabul etmiştir. Zira, kazai temlikte, upkı kanuni temlikte oldu~u
gibi, temlik edenin iradesinin bir rolü yoktur. Nitekim BK. 164. maddesi bu iki temlik
nevtini beraber tanzim etmiştir. Bundan dolayıdır ki, kazai temlikte, kanuni temlikte
oldu~ gibi tekeffül borcu yoktur.l05
100Saymen F.H. – Elbir H.K.: 1958, 250; Tekinay-Akman-Burcuoglu-Altop: 1985, 347;
Tunçoma# K.: 1976, 1103; Feyziogıu N.F.: 1977, 650-651.
101Saymen F.H. – Elbir H.K.: 1958, 350; Tekinay-Akman-Burcuoglu-A1t~p: 1985, 352;
Uygur T.: 1990,853; Feyziogıu N.F.: 1977,651; Arsebük E.: 1944, 1093-1094.
l02Saymen F.H. – Elbir H.K.: 1958, 350.
- 103ibidem
l04Saymen F.H. – Elbir H.K.: 1958,350.
105ibidem
ALACACIN TEMLtKİ 195
3- Temellük Edenle (ikinci alacak h) – Borçlu Arasandaki Münasebet
Alacagın temlikinden dogan hükümlerin, bir üçüncü ‘grubu temeııük edenle borçlu
arasındaki münasebetlere müteallik olanlardır. Burada, üzerinde durulması gerekli üç
husus mevcuttur: Tediye talebinde ispat durumu, itiraz ve deriler ve takas dermeyanı
imkanı. Bunları aynca görelim:
A- Tediye talebinde ispat
Temellük eden, borçludan ödeme talebinde bulunurken, alacagı temeııük etmiş
oldugunu ispat etmelidir. 106 Bu ispat da, alacagıihtiva eden .vesikanın ibrazı ile olur.
Buna, tatbikatta “temlikname” denir. 107
Eger borçlu, temliknarnenin altındaki imzanın sıhhatinden şüphe etmekte ise,
temeııük edenden bunu tevsikini talep edebilir.108 Borçlu, aynca temeııük edenden ödeme
yaptıgında, hem tem iiknarney i hem de ödeme yapmış oldugu na dair bir makbuzuıi
verilmesini isteyebilir.109 Bu ispat ve teslim durumu BK.nun 87 ve 167. maddesine göre
yapılır. .
Temellük eden, sıfatını, yalnız ödeme talebinde bulundugu zaman degil ve fakat,
alacakla alakalı tek taraflı bir muamele yapmak durumunda oldugu zaman da ispat
etmelidir.11O Mesela, temeııük eden takas dermeyanında veya fesih ihbarında bulunursa,
bu tevsikin yapılması lazımdır.
B- İtiraz ve deriler
Borçlunun temellilk edene karşı, itiraz ve defilerde bulunabilecegi hususu BK. 167.
maddesihükmünden anlaşılabilir. Bu hükme göre:
“Borçlu temlike vakıf oldugu 7.aman temlik edene karŞı haiz
oldugu defileri temeııük edene karşı da dermeyan edebilir”
Maddede, her ne kadar, yalnız “de’fi” tabiri geçiyorsa da buraya teknik manada
“itirazı” da dahil etrı:ıelidir. 1 1 1 Bu itibarla, borçlununtemlik edene karşı ileri sürcbilece~
bütün.müdafaaları, temeııilk edene karşı da ileri silrebilecegini kabul etmelidir.
Borçlunun deri ve itirazlarından bahsederken, şuna dikkatetmelidir ki, alacagın
temliki mücerret bir muarneledir. Bu itibarla, borçlu, alacagın temlikine mesned teşkil
106Saymen F.H. – Elbir H.K.: 1958. 350; Feyzio~lu N.F.: 1977, 657; ArsebUk E.: 1944,
1128.
107Saymen F.H. – Elbir H.K.: 1958, 350; Feyzio~lu N.F.: 1977, 657 mealen.
108Saymen FR – Elbir H.K.: 1958. 350.
109ibidem
110Saymen F.H. – Eıbir H.ı(.: 1958,351.
IIISaymen F.H. _ Elbir H.K.: 1958. 351; Feyzio~lu N.F.: 1977. 658; Arsebük E.: 1944,
1132-33; Uygur T.: 1990, 835-836; Tunçomaı K.: 1976, 1113; Tekinay-Akman-
Burcuoılu-Altop: 353.
196 NlSİM FRANKO
etmiş olan hukuki münasebete müteallikdefileri, temellük eden e karşı ileri süremez.
Onun temellük edene karşı ileri sürebilecegi defiler, bizatihi alacagın temliki akdine
müteaIlik olanlardır. 112Bu itiraz ve defiler şu şekilde tezahür edebilir:
Temlikte bulunan alacaklının medeni haklarını kullanma ehliyetini haiz olmaması,
temlik akdinin irade fesadı ile bozulmuş olması, alacaklının temlik edilen alacakta
tasarruf selahiyetini haiz olmaması, temlik mümessil vasıtasiyle yapılmışsa mümessilin
buna selahiyettar bulunmadıgı, alacagın kanunen veya işin mahiyeti bakımından veya
akden temlik edilebilirligi. bulunmadıgı, a1acagın ecele ve şarta bagh bulundugu ve bu
ecelin gelmemiş veya şartın tahakkuk etmemiş oldugu hususunda itiraz ve defilerdir.1 13
Burada hususi olarak üzerinde durulması gereken bir mes’ele şudur: Eşlerden birisi,
digerindeki alacagını üçüncü şahsa devretmiş olursa, borçlu eşin eş hakkında icraya
müracaat edilemiyecegi hakkındaki defiler muteber olur mu? Bu husus ihtilMlıdır. Bir
fikre göre, eş böyle bir temlik halinde MK. 165/I’e dayanarak, de fide bulunabilir. Temyiz
Mah.lcemesi bazı içtihatlannda bunu kabul etmiştir. Buna karşı, İsviçre’de daha kuvvetli
bir cereyan, böyle bir defin ileri sürülemiyecegi kanaatindedir. Temyiz Mahkemesi, ıto.
5.11.1962 tarih ve 10941/1189 sayılı içtihadı ile bu görüşü benimsemiştir. Bu
temayülün istinad etmiş oldugu esaS şudur: MK. 165/I’e göre, eşler arasındaki cebri icra
yasagında, evlilik birligi içinde, bir eşindigeri aleyhine zora başvurmasının bu birligi
ihlal edecegi endişesi yatar. Halbuki, üçüncü şahsın aynı yola gitmesi, eşin digeri
aleyhine takip yapmasi’manasına gelmez ve bundan dolayı evlilik birliginin sarsılacagı
iddia edilemez:
Diger taraftan, BK. 132/3 fıkrası hükmüne-göre, evlilik bagı mevcut iken karı
kocadan birinin digerinde olan alacagı hakkında, müruruzaman cereyan etmez. Kanun b.u
hükümle, eşler arasinda cebri icraya başvurulmasının doguracagı mahzurları bertaraf
etmek istemiştir. Eger, üçüncü şahsın takibini BK. 165/I’e göre durduracak olursak, onun
hakkında müruruzaman cereyan edecegine göre, temellük edilen alacak felce ugraulmış
olur.
Kanaatimizce, bu fikirler arasında uygun olanı, eşin alacagını temellük eden kimse
aleyhine, MK. 165/I’e göre diger eşe müdafaa hakkı tanıyan fikirdir. Filhakika: MK.
165/1′in muhafaza etmiş oldugu evlilik birliginin menfaatı, eşlerden birinin takibi ile
.ihlal edilebilecegi gibi, bir eşten alacagı temellük eden kimsenin takibi ile de ihlal
edilebilir. Eşin, sırf 165/I’de mevcut memnuiyeti bertaraf etmek için, alacagını temlik
etmesi uzak bir ihtimal degildir. Bu yola gidilmesi de, kanuna karşı hile teşkil eder.
Eşler arasında, müruruzaman cereyan etmiyecegi, buna karşı temellük eden
bakımından böyle bir durumun bulunmadıgı ileri sürülemez. Zira, eşten alacagı temellük
eden üçüncü şahsın durumu, tıpkı eşin durumu gibidir. Bu itibarla, nasıl eşe karşı
müruruzaman cereyan etmiyorsa, temellük eden kimseye karşı da cereyan etmiyecegi
112Tekinay-Akman-Burcuo~lu-Altop:1985. 336; Uygur T.: 1990. 836; Tunçoma~ K.: 1976,
1114; Arsebük E.: 1944. 1133; Feyzio~lu N.F.: 1977, 659; Saymen F.H. – Elbir H.K.:
1958. 351.
113Saymen F.H. Elbir H.K.: 1958, 351; Uygur T.: 1990. 836; Feyzio~lu N.F.: 1977. 658;
Tunçoma! K.: 1977, II 13.
ALACACIN TEML1Kİ 197
kabul edilebilir. Zaten, alacak bütün vasıflan ile temlik edenden temellilk edene
geçmiştir.
c- Takasın dermeyanı
Temellük edenle, borçlu arasındaki, temlikin hükümlerinden bahsederken son
üzerinde durulması gereken bir husus da, borçlunun takası dermeyan edip edemiyecegi
mes’elesidir. Takasın dermeyan edilebilmesi için, taraflar arasında.ayniyet ve karşılıklılık
olması gerekir.114 Temlikte, borçluya, ilk nazarda takas dermeyan hakkının
verilemiyecegi ileri sürülebilir. Zira, borçlunun borcu ile temellük eden arasında bir
alacak karşılıgı yoktur.115 Ancak, kanunburada borçluyu himaye etmek için, bu
karşılıklık şartı olmamasına ragmen, borçlunun yine de takas dermeyan edebilecegini
kabul etmiştr.116 Yeter ki, onun takas dermeyan etme hakkını veren alacagı temlikten
evvel muacceliyet kespetmiş olsun. Bu husus BK. 167′inci maddesinin 2. fıkrasında
şöyle ifade edilmiştir:
“Borçlunun alacagı temlik eden zimmetinde temlike vMaf
oldugu zaman müeccel bir alacagı var idiyse bu alacagın
temlik edilen alacaktan sonra muacceliyet iktisap etmiş
olmaması şartiyle borç ile takas edilmesini talep edebilir.”
114Saymen F.H. – Elbir H.K.: 1958.. 352; Fcyziogıu N.F.: 1977. 659-660; Uygur T.: 1990.
836′ mealen; Tunçomag K.: 1976. 111.
115ibidem .
116Saymcn F.H. – Elbir H.K.: 1958.352; Uygur T.: 1990.836; Tunçomag K.: 1976,1115.
1116.
Tüm zamanlar GMT +3 olarak ayarlı. Zaman şu an 10:32 am.