MUTLULUK UZERINE


Önce evlendiğimizde hayatın daha iyi olacağına inandırırız kendimizi.
Evlendikten sonra, bir çocuğumuz doğduktan hatta ardından bir tane daha
olduktan sonra hayatın daha iyi olacağına inandırırız kendimizi.
Sonra çocuklar yeterince büyük olmadıkları için kızar, onlar büyü yünce daha
mutlu olacağımıza inanırız. Bundan sonra, ergenlik dönemlerinde çocuklarla
uğraşmamız gerektiği için öfkeleniriz.
Kendimize, çocuklarımız bu dönemden çıkınca daha mutlu olacağımızı, yeni bir araba alınca, güzel bir tatile çıkınca, emekli olunca, yaşantımızın dört dörtlük olacağını söyleriz.
Gerçek ise şu andan daha iyi bir zaman olmadığıdır. Eğer şimdi değil ise ne
zaman?... Hayatınız her zaman mücadelelerle dolu olacaktır. En iyisi bunu
kabul edip her ne olursa olsun mutlu olmaya karar vermektir.

Öyleyse;

Okulu bitirene kadar,
100 milyar kazanana kadar,
Çocuklarınız olana kadar,
Çocuklarınız evden ayrılana kadar,
İşe başlayana kadar, Evlenene kadar,
Cuma gecesine kadar,
Pazar sabahına kadar,
Yeni bir araba, ya da ev alana kadar,
Borçları ödeyene kadar,
İlkbahara kadar,
Yaza kadar,
Sonbahara kadar,
Kışa kadar,
Maaş gününe kadar,
Şarkınız söylenene kadar,
Emekli olana kadar,
Ölene kadar.....

Mutlu Olmak İçin İçinde Bulunduğunuz 'an' Dan Daha İyi Bir Zaman Olduğuna Karar Vermek İçin Beklemekten Vazgeçin.
Mutluluk Bir Varış Değil, Bir Yolculuktur. "pek Çokları Mutluluğu İnsandan Daha Yüksekte Ararlar, Bazıları Da Daha Alçakta. Oy Sa Mutluluk İnsanın Boyu Hizasındadır."
Unutmayın "yarın Kimseye Vaad Edilmemiştir"




Murathan Mungan

Üyeler
10 içinde 7 ile 10 arası görüntüleniyor
Yorumlar
Hasan Dalman, 16 Haziran, 2010 tarihinde yazdı
0 Oy
bizim için tutulan dilekıer.....
Gece karanlık çöküp, yıldızlar gökyüzünde parlamaya başladığında;
çekmeceye sakladığımız dileklerimiz birer birer dışarıya çıkarlar.Her birini yeniden salıveririz gökyüzüne.
Ne zaman bir yıldız kaysa, yeni bir dua takılır dilimize, yeni bir umut, ama yine içinde mutluluk hayali olan bir dilek.

Çıkarları için hiç birşey yapmaktan geri kalmayan insanların var olduğu bir dünya ve o dünyayı temiz duyguları ile ayakta tutmaya çalışan güzel yürekli diğer insanlar.
Bu iki çeşitin arasında kalmakla geçiyor ömrümüz ve ne zaman güzel yürekler terazide ağır basmaya başlarsa; bilirsiniz ki tuttuğunuz dilekler ve sizin için tutulan dilekler gerçek olmaya başlamıştır.

Sadece bize ait olan dileğimizi, bir başkası bizim için dileyebilir mi? Bizim için bir dilek tutabilir mi? Ve bu bize çok uzak zannettiğimiz biri olabilir mi? Belki de olur evet! Adı ne olursa olsun, sizin dileğinizi sizin yerinize dileyen biri karşınıza çıktığında, hayatı yeniden sorgulama gereği hissedersiniz. Herşeyin kötü olduğu bu dünyada, iyilerin hala var olduğunu öğrenme huzuru sarar sizi.

Hiç beklemediğiniz hatta varlığını ayda yılda bir hissettiğiniz birinin; sizin için gerçek olsun ya da olmasın iyi bir dilek tutmuş olduğunu ve üstelik bu dileği gerçekleştirmek için çok fazla çaba sarfettiğini öğrenmiş olsaydınız, eminim çok şaşırırdınız.Belki de bu insan hayatınızdan çıkarmayı düşündüğünüz bir insan bile olabilir.
Şimdi sizde bir dilek tutun, ama o dilek sizin için değil, başka birileri için olsun.Böylece bilirsiniz ki, o başka birileri de sizin için kayan bir yıldız eşliğinde mutluluk dileğinde bulunabilir.
Bende bir dilek tutuyorum!
Son olarak 16 Haziran, 2010 tarihinde Hasan Dalman tarafından güncellendi.
Hasan Dalman
Hasan Dalman, 16 Haziran, 2010 tarihinde yazdı
0 Oy
"Bildiklerini anlat, ama akil vermeye kalkma, anlatilanlari iyi dinle,
ama hepsini dogru sanma.
Sessiz kalmak, bir sey bilmedigin anlamina gelmez, cok konusmakta cok sey bildigini gostermez.
Herkesi kendine esit gor, her kim olursa olsun bir insani küçümsemek akilsizlik, cok buyuk gormek de korkakliktir.
Cesaret akildan gelirse cesaret, bilgisizlikten gelirse cehalettir... ''
Son olarak 16 Haziran, 2010 tarihinde Hasan Dalman tarafından güncellendi.
Hasan Dalman
Hasan Dalman, 29 Mayıs, 2010 tarihinde yazdı
0 Oy
KÜÇÜK KIZ, kendini bildiği günden beri annesinden büyük bir şefkat görmüş ve ondan duyduğu sözlerle, pamuk prensesten daha güzel olduğuna inanmıştı.
Ona göre, nur yüzlü ve badem gözlüydü. Bir tanecik yavrusuydu her zaman. Ama ilk okula başlayınca işler değişti. Arkadaşları, onun
hiçde güzel olmadığını, hatta çirkin bile sayıldığını söylemekteydi.
Küçük kız, ilk önceleri onlara inanmadı. Çünkü herkes birbirini kıskanıyordu. Ama bir kaç yıl içinde gerçeklerle yüzleşti.
Annesinin bir pamuğa benzettiği yüzü, çiçek bozuğu bir cilde sahipti.
"Badem" dediği gözleri ise şaşıydı. Vücudu da bir serviyi andırmıyordu. Demek ki annesi onu aldatmış ve yıllar yılı çekinmeden yalan söylemişti.......


Genç kızın anne sevgisi, kısa bir süre sonra nefrete dönüştü. Evlenme çağına gelmiş olmasına rağmen yüzüne bakan yoktu. Üstelik de gözleri, bütün tedavilere rağmen düzelmiyordu.
Genç kız, doktorların gizlice yaptığı konuşmalardan kör olacağını anladığında çılgına döndü ve kendisini hâlâ çocukluk yıllarındaki ifadelerle seven annesinin bu yalanlarına dayanamayıp evi terk etmeye karar verdi.
Fakat annesi, uzak bir yerde iş bulduğunu söyleyerek ondan önce davrandı. Ve kazandığı paraları bir akrabasına gönderip, kızına bakmasını rica etti.
Genç kız bir süre sonra görmez oldu. Karanlık dünyasıyla baş başaydı.
Bu arada annesini hiç merak etmiyordu. Yalancıydı annesi, ölse bile bir kayıp sayılmazdı.
Bir gün doktorlar, uygun bir çift göz bulduklarını söyleyerek kızı ameliyat
ettiler. Ancak o, gözünü açtığında yine aynı yüzü görmekten korkuyordu.
Fakat kör olmak zordu. En azından kimseye yük olmazdı. Genç kız, ameliyat sonunda aynaya baktığında, müthiş bir çığlık attı.
Karşısında bir dünya güzeli vardı. Gerçekten de harika bir kızdı gördüğü.
Yüzündeki bozukluklar tamamen kaybolmuştu. Çok kemerli olan burnu düzelmiş, kepçe kulakları normale dönmüş ve yaban otlarını andıran saçları, dalga dalga olmuştu.
Genç kız, yanındaki yaşlı doktora sevinçle sarılarak
- Sanki yeniden dünyaya geldim!. dedi. Yüzümde hiçbir çirkinlik kalmamış.
Estetik ameliyatı siz mi yaptınız?
Yaşlı doktor
- Böyle bir ameliyat yapmadık kızım!. diye gülümsedi.
Annenin bağışladığı gözleri taktık. Sen, O' nun gözünden gördün kendini!..



gelincik çiçeklerini sevdim
dokunduklarında hemen solan,
koparıldığında boynunu büken...
ama en çok da özgür oldukları için sevdim onları..
Son olarak 26 Haziran, 2010 tarihinde Hasan Dalman tarafından güncellendi.
Hasan Dalman
Hasan Dalman, 26 Mayıs, 2010 tarihinde yazdı
0 Oy
Hayatı,
En ince dalından yakala ,
Hayatın en ince dalıdır sevgi,
Alçakgönüllü,
Kolay eğilen,
Ama;
Kolay kırılan...
Hasan Dalman
Hasan Dalman, 26 Mayıs, 2010 tarihinde yazdı
0 Oy
Bütün erkekler birbirine benzer” lafında doğruluk payı büyük galiba… Kadınların erkekler hakkında gözlemlerini derleyen Rita Rudner (ABD) şu noktaları sıralıyor:
-Erkekler kadar kendini ciddiye alan ve abartan bir başkayaratık yoktur

-Erkek, televizyonda maça konsantre olmasıyla takımına maç kazandıracağını düşünen tek canlıdır.

-Kulağında küpe olan yeni nesil erkeklerle evlenmekte sakınca yoktur.(En azından acının anlamını ve mücevherin değerini bildikleri kabul edilebilir.)

-Erkeklere iş yaptırmak için işin içine “tehlike unsuru” katmak gerekir. “Aman yangın çıkmasın” dediğiniz anda, erkek, mangalın başına geçer.

-Erkekler üzerinde mümkün olduğu kadar çok düğme bulunan telefonları severler. Çok düğme olunca kendilerini büyük adam zannediyorlar.

-Erkek sabahları gazeteyi ilk okuyan olmak ister, ilk siz okursanız “Ben”likleri yara alır.

-Bir adamın aynada kendisine bakışından, bir başkasına ihtimam gösterme potansiyeli olup olmadığını anlarsınız.

-Topluluk içinde asla bir adama bir şey öğretmeye çalışmayın. Erkekleri sadece onlarla baş başa olduğunuzda eğitebilirsiniz. Toplum önünde hep her şeyi biliyor olurlar.

-Bütün erkekler kirpik kıvırma aletinden ürker, yastığın yanına koysanız tabanca zannediyorlar.
Hasan Dalman
ibrahim KADEŞ, 25 Mayıs, 2010 tarihinde yazdı
0 Oy
Ahh!.. Ahh!!.. Hasan'cım dertlerimi bırkalama... Grubun hayırlı olsun, yazarız bayağı şeyler bu konularda vaktimiz elverirse şayet, Allah izin verirse..

Her kim ne zaman oh derse bu Dünya'da işi tamamdır. Öteki tarafa birgün ansızın gider. Onun için bu Dünya'da işimiz bitmesin. Biterse zaten sonumuz gelmiş demektir.
ibrahim KADEŞ
16 içinde 11 ile 16 arası görüntüleniyor