Tek İleti Görülüyor
#3
Mayıs 11, 7:02 pm
Bu merinos konusunu fazla uzatmadan bitireyim, bu anlatacaklarım sadece benim bildiklerim, kimbilir orada daha neler neler yaşandı, hatta diğer şehirlerde, Rahmetli Turgut Özal`dan beri özelleştirilen kurumlarda nice hortumlamalar, nice yolsuzluklar yaşandı Allah bilir.
Görün, neden hep zam zam diye hayıflanıp durduğumuz, devletin ihalelerine giripte, trilyonların üzerine yatanlar, bu ülke`yi, Devlet baba diye gören kurnazların vatan-millet nutuklarıyla çıkar peşinde koştuklarını görün,
Görün devlet bankalarından çekilen büyük kredilerle, işadamı olan büyüdükçe, zaptettikleri arazilere büyüyoruz ayağıyla yıllarca vergi vermeyerek holdingler kuranları görün.
Kızmayın, hergün benzine, mazot`a zam geliyor diye, Dünya`nın en pahalı benzinini tüketiyoruz diye bağırmayın.
Tekel ürünlerine habire zam geliyor diye dövünmeyin, neden geldiğini bilin.
Yine tuttuk yolu gidiyoruz. konuya geri döneyim. nasıl soyulduğumuzu küçük bir anımı anlatarak devam edeyim.
Benim Tekstil işi ile uğraştığımı önceki yazılarımdan bilirsiniz. Bursa`nın ekonomisi, Tekstil başta olmak üzere, otomotiv ve buna bağlı yan sanayiler üzerine kurulmuştur.
Bende tekstil`in içinde yetiştiğim için, Asker`den geldiğimde işim için bir pikap kamyonet almıştım. ilk yıllar iyide para kazanıyordum. Hatta işyerimin ismini de İzmir`de askerlik yaptığım için o yıllar Bizim Ege ordu komutanlığına bağlı Harekât daire başkanı O zaman korgeneral olan Kenan Evren Paşamızı sevdiğim için, Askerlikten sonra, firmamın adını EVREN Ticaret koyarak tescil ettim.
Dediğim gibi birkaç yıl sonra, birde baktık ki..!! 1980 Darbesi, Darbe`nin başındaki komutan da Kenan Evren Paşa, şansa bakın, işlerim bıçak gibi kesildi, bir yıl sonra 1981`de de evlendim, Düğün masrafı, derken, evim kira o yıllar, Dükkanım kira, birde üstüne üstlük, pikap`ımın haricinde birde ben o yıllarda Amerikan araba hastalığımda vardı.
Gençliğinde verdiği tecrübesizlikle o araba`da biraz kaporta, boya ve döşemelerinde eskime olduğu için, 1956 model Belair Chevrolet arabamı, 75 bin tl`ye almıştım o zamanın parasıyla, o parayla sıfır bir muro yani 124 murat alınırdı.
Bir yenileme sevdasına girdik, girdiğime gireceğime pişman oldum. Başlamıştık artık bırakamadık, derken bir başladım masrafa, ne kaportacılar, ne boyacılar amerikan araba diye yanaşmıyorlar, tabi alıştılar teneke, mukavva araba yapmaya epeyde şipşak para kazanıyorlar, bizim araba için yüksek fiat istediler.
Neyse onuda pazarlıkla hallettik, bir hesap kitap, tam 300 Bin tl para harcadım. Lakin arabam Bursa`da bir numara oldu.
Cepte de sermaye kalmadı. derken eve, dükkana, birinci oğlan doğdu, ardı ardına masraflar, dediğim gibi o arabayla uğraşırken işi gücüde astık, bizim Evren Ticaret, düştü. Devren satılığa, baktım olacak gibi değil, Dükkanı devrettim, hiç olmazsa dükkan kirasından kurtulayım diye, kaldık, 2 arabayla işsiz güçsüz, tam 8 ay hazır yedim,
Birgün bir oto elektrikçisi arkadaşımın yanında takılırken, sonradan işçiliğe düşeceğim patronumla tanıştım.
patronda o arkadaşın tanıdığı idi, bana dedi ne yapıyorsun burada? hiç dedim vakit öldürüyoruz.
- yahu dedi, hem evlisin çoluğun çocuğun var böyle oturmakla olmaz. bak kamyonet arabanda var gel bizim fabrikaya, bizim malları taşısan, bizim o muhitten çıkan işleri yapsan çok güzel para kazanırsın. dedi.
Tamam Abi dedim, yarın kısmetse hemen geliyorum.
yalnız dedim. benim 2 arabam var evin önüde müsaid değil bir araçlık yer var, eskiden birini evime diğerini işyerime bırakıyordum. ne yapacağız?
O problem değil, bizim fabrikanın yanında boş arsa var oraya bırakırsın arabanı dedi.
Onu da kabul ettik. başladık çalışmaya, çalışmaya başladık başlamasına da, o güne kadar başkasının yanında çalışmadığım için, bana ekmek, iş veriyorlar diye, bende sabahları aynı saatte diğer işçiler gibi, arabayı işyerinin önünde bırakıyor, giriyordum onlara yardımcı olmaya, bana iş çıktığı zamanda arabaya kumaşları yüklüyor, gideceği yere götürüp geliyor, yine işime başlıyordum.
İlk zamanlar az iş çıkmaya başladı, lâkin günler geçtikçe, çok para kazanmaya başladım. Kazandıkça kendimi fabrikada diğer çalışan işçilerden daha fazla çalışmaya zorladım, çalışan sayısı 25 işçi civarındaydı.
Tabi bende diğer işçiler gibi oradan, yaptığım işlerden, müdür 13 bin tl haftalık alıyordu. Ben yaptığım işlerden 50-60 70 Bin tl haftalık almaya başlayınca herkesin gözüne batmaya başladım.
Orada çok haksızlıklara uğramama rağmen şükür ediyordum, iyi para kazandığım için.,
Lâkin, hasedler boş durmuyordu.
Ben içeride çalışırken bir bakıyorum, müşterilerin kumaşlarını almaya başka kamyonetler gelmeye başladı, ilk zamanlar ses çıkarmadım, işime devam ettim. günlerden birgün, İşhanlarına kumaş götürdüğüm zaman benim müşterim olan şahıs, bana demez mi? İbo nerdesin yahu araba lâzım yok diyorlar, bizde başka araba gönderiyoruz, dedim, Abi.!! Ben devamlı oradayım, müdür araba lazım oldumu bana haber veriyor dediğimde Valla.!! bende müdüre söylüyorum, o da senin orada olmadığını söylüyor.
Daha ne hazımsızlıklar yaşadım. kısa keseyim.
Geldik, o benim için canımın ençok yandığı güne.!! yıl 1983, Artık, işlerim çok yoğunlaşmış, hafta da 2-3 kez istanbul`a kumaş taşıyordum. bu arada diğer Cehevrolet arabamla da ailemle hafta sonları geziyordum.
Bir cumartesi, günü yine İstanbul`a işim çıktı, kumaşları yükledim, diğer arabayı da yandaki boş arsaya bıraktım, çıktım yola, pazar günü tekrar Bursa`ya evime döndüm, içimde bir sıkıntı, hayırdır inşaAllah dedim, hayra yordum.
Ertesi günü sabah erkenden kamyonetimle iş yerine gittim, arabayı fabrikanın önüne bıraktım. Diğer arabaya gözüm iliştiğinde birde ne göreyim.
Aman Yarabbi.!! gözüm gibi koruduğum Bizim Chevrolet aaraba tanınmayacak halde,
bir gittim yanına, bütün camları koca kayalarla kırılmış, ön kaput arka kaput üst tavan kocaman kayalarla ezilmiş, hatta tavanın üstünde kaya parçaları duruyor, 4 lâstiği bıçakla kesilmiş,
O an içime fenalık geldi. yere çöktüm. ellerimi başıma koyarak başladım çocuklar gibi ağlamaya, Allah`ım..!! Ben kime kötülük yaptım da, bana bu hainliği yaptılar.
Sonradan komşulardan biri, Cumartesi gecesi 15-20 kişilik bir serseri grubunun gürültüsüyle uyandık gece saat 03.00 sıraları, karanlıktan birşey göremedik ama mutlaka onlar yapmışlardır dedi.
400 Bin tl. harcadığım gözüm gibi baktığım arabamı ani bir kararla gittim önce trafikten hurdaya çıkardım, hurdacıya da 50bin tl`ye sattım.
İşte arkadaşlar Ülke mizde ne kadar hain hazımsız insanlar var, Ateş düştüğü yeri yakar.
Aslında merinos`tan bahsedecekken aklıma arabam geldiği için buralara kadar daldık.
Neyse ölenle ölünmüyor, Biz herşeye sünger çekerek tekrar işimize başladık.
Başladık başlamasına da, beni orada yaşatmayacaklarını anladım, hem hiç işçilik almadan, üstelikte bağkurumu cebimden ödediğim halde, fazla kazanıyorum diye kazancımda gözü kalanlara kızarak içeride çalışmaktan vazgeçtim.
O muhitte kendime bir Nakliye durağı yaptım, başladım çalışmaya, o muhitte benim uzun yıllarım geçti. gene güzel paralar kazanmaya başladım, lâkin ben resmi çalışıyorum, her belgem var, ticari vergi ödüyorum.
Diğer kurnazlar kaçak çalışıyor, Bunlardan biride sonradan ne mal olduğunu öğrendiğim, aynı benim gibi anadol kamyoneti olan hem oradaki fabrikalardan hurda iplik, mukavva kutu, plastik bobin toplayarak hurdacılara satan, sabahtan akşama kadar hem o işleri yapıp hemde benden ucuza nakliye yapan, kişiye yinede sesimi çıkartmıyordum.
Bu şahsın kim olduğunu birkaç yıl sonra öğrendim.
Birgün bir baktım, bizim durağın yanına bir itfaiye arazösü yanaştı, düdüğünü çalarak, sırıtarak biri arabadan aşağı indi.
İtfaiye kıyafeti üzerinde olduğu için önce tanıyamadım. Birde baktım, şapkasını çıkarmasıyla o olduğunu anladım.
-Ulan dedim, ne bu hal bu işe de mi el attın, yoksa nakliyeciliği bıraktın mı?
- Enayimiyim be, nakliyeciliği bırakacam, onu ben ek iş olarak yapıyorum. Benim esas işim bu, İtfaiyeciyim ben,
- Vay be dedim, ne zamandan beri itfaiyecisin?
-15 yıldır, merinos fabrikasında çalışıyorum,
- Nasıl çalışıyorsun, Merinos fabrikasında? sen sabahtan akşama kadar buradasın, nezaman gidiyorsun Merinos`a, gece mi?
- Ne gecesi.!! Sabah gidiyorum, ön kapıdan giriyorum, girişimi kartımı basıyorum, arka kapıdan çıkıp buraya işime geliyorum.
- Eee.!! Sen buradayken, ya merinos fabrikası yansa neolacak? İtfaiyeci ortada yok..!!
- Ne yanacak yavv..!! köppek sürüsü kadar adam var içerde söndürürler, demez mi..!!
Ağzım açık kaldı,
- Yazıklar olsun sizin gibilere, birde utanmadan anlatıyorsun marifetini dedim.
- Napalım enayimiyim ben, herkes kartı basan arka kapıdan çıkıp başka işlerle uğraşıyor.
- Ama, dedim maaş almaya gelince, alıyorsun değil mi?
- Alacam tabi.!! keriz miyim ben, herkes alırken ben almıcam, orada çalışıyorum, az kaldı yakındada emekli olcam, tazminatta alacam,
- Evi 3 kat yaptım, birde emekli olunca, hacca`da gidecem, geleceğim garanti..
Bu insanlara başka ne söylenir arkadaşlar??
Ne söylenir? İşte bizim sırtımızda ki keneler değil mi bunlar?
Bunlara acıyan, kendisi acınacak duruma düşer, işte bizlerin şimdi düştüğümüz gibi..!!
Merinos konusunu bu anımla kapatıyorum, yazdıkça ahsabım bozuldu. başka konularda görüşmek dileklerimle, herkese saygılar...
Görün, neden hep zam zam diye hayıflanıp durduğumuz, devletin ihalelerine giripte, trilyonların üzerine yatanlar, bu ülke`yi, Devlet baba diye gören kurnazların vatan-millet nutuklarıyla çıkar peşinde koştuklarını görün,
Görün devlet bankalarından çekilen büyük kredilerle, işadamı olan büyüdükçe, zaptettikleri arazilere büyüyoruz ayağıyla yıllarca vergi vermeyerek holdingler kuranları görün.
Kızmayın, hergün benzine, mazot`a zam geliyor diye, Dünya`nın en pahalı benzinini tüketiyoruz diye bağırmayın.
Tekel ürünlerine habire zam geliyor diye dövünmeyin, neden geldiğini bilin.
Yine tuttuk yolu gidiyoruz. konuya geri döneyim. nasıl soyulduğumuzu küçük bir anımı anlatarak devam edeyim.
Benim Tekstil işi ile uğraştığımı önceki yazılarımdan bilirsiniz. Bursa`nın ekonomisi, Tekstil başta olmak üzere, otomotiv ve buna bağlı yan sanayiler üzerine kurulmuştur.
Bende tekstil`in içinde yetiştiğim için, Asker`den geldiğimde işim için bir pikap kamyonet almıştım. ilk yıllar iyide para kazanıyordum. Hatta işyerimin ismini de İzmir`de askerlik yaptığım için o yıllar Bizim Ege ordu komutanlığına bağlı Harekât daire başkanı O zaman korgeneral olan Kenan Evren Paşamızı sevdiğim için, Askerlikten sonra, firmamın adını EVREN Ticaret koyarak tescil ettim.
Dediğim gibi birkaç yıl sonra, birde baktık ki..!! 1980 Darbesi, Darbe`nin başındaki komutan da Kenan Evren Paşa, şansa bakın, işlerim bıçak gibi kesildi, bir yıl sonra 1981`de de evlendim, Düğün masrafı, derken, evim kira o yıllar, Dükkanım kira, birde üstüne üstlük, pikap`ımın haricinde birde ben o yıllarda Amerikan araba hastalığımda vardı.
Gençliğinde verdiği tecrübesizlikle o araba`da biraz kaporta, boya ve döşemelerinde eskime olduğu için, 1956 model Belair Chevrolet arabamı, 75 bin tl`ye almıştım o zamanın parasıyla, o parayla sıfır bir muro yani 124 murat alınırdı.
Bir yenileme sevdasına girdik, girdiğime gireceğime pişman oldum. Başlamıştık artık bırakamadık, derken bir başladım masrafa, ne kaportacılar, ne boyacılar amerikan araba diye yanaşmıyorlar, tabi alıştılar teneke, mukavva araba yapmaya epeyde şipşak para kazanıyorlar, bizim araba için yüksek fiat istediler.
Neyse onuda pazarlıkla hallettik, bir hesap kitap, tam 300 Bin tl para harcadım. Lakin arabam Bursa`da bir numara oldu.
Cepte de sermaye kalmadı. derken eve, dükkana, birinci oğlan doğdu, ardı ardına masraflar, dediğim gibi o arabayla uğraşırken işi gücüde astık, bizim Evren Ticaret, düştü. Devren satılığa, baktım olacak gibi değil, Dükkanı devrettim, hiç olmazsa dükkan kirasından kurtulayım diye, kaldık, 2 arabayla işsiz güçsüz, tam 8 ay hazır yedim,
Birgün bir oto elektrikçisi arkadaşımın yanında takılırken, sonradan işçiliğe düşeceğim patronumla tanıştım.
patronda o arkadaşın tanıdığı idi, bana dedi ne yapıyorsun burada? hiç dedim vakit öldürüyoruz.
- yahu dedi, hem evlisin çoluğun çocuğun var böyle oturmakla olmaz. bak kamyonet arabanda var gel bizim fabrikaya, bizim malları taşısan, bizim o muhitten çıkan işleri yapsan çok güzel para kazanırsın. dedi.
Tamam Abi dedim, yarın kısmetse hemen geliyorum.
yalnız dedim. benim 2 arabam var evin önüde müsaid değil bir araçlık yer var, eskiden birini evime diğerini işyerime bırakıyordum. ne yapacağız?
O problem değil, bizim fabrikanın yanında boş arsa var oraya bırakırsın arabanı dedi.
Onu da kabul ettik. başladık çalışmaya, çalışmaya başladık başlamasına da, o güne kadar başkasının yanında çalışmadığım için, bana ekmek, iş veriyorlar diye, bende sabahları aynı saatte diğer işçiler gibi, arabayı işyerinin önünde bırakıyor, giriyordum onlara yardımcı olmaya, bana iş çıktığı zamanda arabaya kumaşları yüklüyor, gideceği yere götürüp geliyor, yine işime başlıyordum.
İlk zamanlar az iş çıkmaya başladı, lâkin günler geçtikçe, çok para kazanmaya başladım. Kazandıkça kendimi fabrikada diğer çalışan işçilerden daha fazla çalışmaya zorladım, çalışan sayısı 25 işçi civarındaydı.
Tabi bende diğer işçiler gibi oradan, yaptığım işlerden, müdür 13 bin tl haftalık alıyordu. Ben yaptığım işlerden 50-60 70 Bin tl haftalık almaya başlayınca herkesin gözüne batmaya başladım.
Orada çok haksızlıklara uğramama rağmen şükür ediyordum, iyi para kazandığım için.,
Lâkin, hasedler boş durmuyordu.
Ben içeride çalışırken bir bakıyorum, müşterilerin kumaşlarını almaya başka kamyonetler gelmeye başladı, ilk zamanlar ses çıkarmadım, işime devam ettim. günlerden birgün, İşhanlarına kumaş götürdüğüm zaman benim müşterim olan şahıs, bana demez mi? İbo nerdesin yahu araba lâzım yok diyorlar, bizde başka araba gönderiyoruz, dedim, Abi.!! Ben devamlı oradayım, müdür araba lazım oldumu bana haber veriyor dediğimde Valla.!! bende müdüre söylüyorum, o da senin orada olmadığını söylüyor.
Daha ne hazımsızlıklar yaşadım. kısa keseyim.
Geldik, o benim için canımın ençok yandığı güne.!! yıl 1983, Artık, işlerim çok yoğunlaşmış, hafta da 2-3 kez istanbul`a kumaş taşıyordum. bu arada diğer Cehevrolet arabamla da ailemle hafta sonları geziyordum.
Bir cumartesi, günü yine İstanbul`a işim çıktı, kumaşları yükledim, diğer arabayı da yandaki boş arsaya bıraktım, çıktım yola, pazar günü tekrar Bursa`ya evime döndüm, içimde bir sıkıntı, hayırdır inşaAllah dedim, hayra yordum.
Ertesi günü sabah erkenden kamyonetimle iş yerine gittim, arabayı fabrikanın önüne bıraktım. Diğer arabaya gözüm iliştiğinde birde ne göreyim.
Aman Yarabbi.!! gözüm gibi koruduğum Bizim Chevrolet aaraba tanınmayacak halde,
bir gittim yanına, bütün camları koca kayalarla kırılmış, ön kaput arka kaput üst tavan kocaman kayalarla ezilmiş, hatta tavanın üstünde kaya parçaları duruyor, 4 lâstiği bıçakla kesilmiş,
O an içime fenalık geldi. yere çöktüm. ellerimi başıma koyarak başladım çocuklar gibi ağlamaya, Allah`ım..!! Ben kime kötülük yaptım da, bana bu hainliği yaptılar.
Sonradan komşulardan biri, Cumartesi gecesi 15-20 kişilik bir serseri grubunun gürültüsüyle uyandık gece saat 03.00 sıraları, karanlıktan birşey göremedik ama mutlaka onlar yapmışlardır dedi.
400 Bin tl. harcadığım gözüm gibi baktığım arabamı ani bir kararla gittim önce trafikten hurdaya çıkardım, hurdacıya da 50bin tl`ye sattım.
İşte arkadaşlar Ülke mizde ne kadar hain hazımsız insanlar var, Ateş düştüğü yeri yakar.
Aslında merinos`tan bahsedecekken aklıma arabam geldiği için buralara kadar daldık.
Neyse ölenle ölünmüyor, Biz herşeye sünger çekerek tekrar işimize başladık.
Başladık başlamasına da, beni orada yaşatmayacaklarını anladım, hem hiç işçilik almadan, üstelikte bağkurumu cebimden ödediğim halde, fazla kazanıyorum diye kazancımda gözü kalanlara kızarak içeride çalışmaktan vazgeçtim.
O muhitte kendime bir Nakliye durağı yaptım, başladım çalışmaya, o muhitte benim uzun yıllarım geçti. gene güzel paralar kazanmaya başladım, lâkin ben resmi çalışıyorum, her belgem var, ticari vergi ödüyorum.
Diğer kurnazlar kaçak çalışıyor, Bunlardan biride sonradan ne mal olduğunu öğrendiğim, aynı benim gibi anadol kamyoneti olan hem oradaki fabrikalardan hurda iplik, mukavva kutu, plastik bobin toplayarak hurdacılara satan, sabahtan akşama kadar hem o işleri yapıp hemde benden ucuza nakliye yapan, kişiye yinede sesimi çıkartmıyordum.
Bu şahsın kim olduğunu birkaç yıl sonra öğrendim.
Birgün bir baktım, bizim durağın yanına bir itfaiye arazösü yanaştı, düdüğünü çalarak, sırıtarak biri arabadan aşağı indi.
İtfaiye kıyafeti üzerinde olduğu için önce tanıyamadım. Birde baktım, şapkasını çıkarmasıyla o olduğunu anladım.
-Ulan dedim, ne bu hal bu işe de mi el attın, yoksa nakliyeciliği bıraktın mı?
- Enayimiyim be, nakliyeciliği bırakacam, onu ben ek iş olarak yapıyorum. Benim esas işim bu, İtfaiyeciyim ben,
- Vay be dedim, ne zamandan beri itfaiyecisin?
-15 yıldır, merinos fabrikasında çalışıyorum,
- Nasıl çalışıyorsun, Merinos fabrikasında? sen sabahtan akşama kadar buradasın, nezaman gidiyorsun Merinos`a, gece mi?
- Ne gecesi.!! Sabah gidiyorum, ön kapıdan giriyorum, girişimi kartımı basıyorum, arka kapıdan çıkıp buraya işime geliyorum.
- Eee.!! Sen buradayken, ya merinos fabrikası yansa neolacak? İtfaiyeci ortada yok..!!
- Ne yanacak yavv..!! köppek sürüsü kadar adam var içerde söndürürler, demez mi..!!
Ağzım açık kaldı,
- Yazıklar olsun sizin gibilere, birde utanmadan anlatıyorsun marifetini dedim.
- Napalım enayimiyim ben, herkes kartı basan arka kapıdan çıkıp başka işlerle uğraşıyor.
- Ama, dedim maaş almaya gelince, alıyorsun değil mi?
- Alacam tabi.!! keriz miyim ben, herkes alırken ben almıcam, orada çalışıyorum, az kaldı yakındada emekli olcam, tazminatta alacam,
- Evi 3 kat yaptım, birde emekli olunca, hacca`da gidecem, geleceğim garanti..
Bu insanlara başka ne söylenir arkadaşlar??
Ne söylenir? İşte bizim sırtımızda ki keneler değil mi bunlar?
Bunlara acıyan, kendisi acınacak duruma düşer, işte bizlerin şimdi düştüğümüz gibi..!!
Merinos konusunu bu anımla kapatıyorum, yazdıkça ahsabım bozuldu. başka konularda görüşmek dileklerimle, herkese saygılar...
ÇALIŞIYOR GÖRÜNME, GÖRÜNMEDEN ÇALIŞ...
İbrahim Kadeş
İbrahim Kadeş
Tüm zamanlar GMT +3 olarak ayarlı. Zaman şu an 7:28 am.


